Bu blog kafamı meşgul eden düşünceleri somutlaştırmak ve kalıcı kılmak amacıyla açılmıştır. Bu sebeple düzensiz paylaşımları içeren bir "karalama defteri"dir. Yorum ve tavsiyelerinizle düşüncelerime katkıda bulunabilirisiniz.
İrtibat
Bağlantıyı al
Facebook
X
Pinterest
E-posta
Diğer Uygulamalar
Eleştiri, düşünce ve her şey için bana ulaşabileceğiniz adresler:
Merhaba, Bu blogu 2016 yılından 2020 yılına kadar aktif olarak kullanmıştım. 2020 yılında akademik çalışmalarım fazlalaşıp da blog yazmaya fırsat bulamayınca bloga metin girişim durdu. Nihayet 2020 yılından sonra yazdığım blog yazılarını çeşitli platformlarda yayınladıysam da ayrıca bu bloga girişini yapmadım. Bugün itibariyle blogumu tekrar canlandırma niyetindeyim. Eski paylaşımlarımın tamamını taslağa aldım. Bunlardan bir kısmı kısa Facebook paylaşımlarının kopyasıydı ve bir blogda yayınlanmaya pek münasip değildi. Bunları ayıklayacak, belirli bir kalitenin üstünde olanları saklayacağım. Bu ayıklamayı fikrî bir kriterden ziyade söylediğim gibi şeklî kriterlere göre yapacağım. İlaveten farklı platformlarda yayınlanan metinleri de zamanla, oradaki tarihlerine uygun şekilde buraya da ekleyeceğim. 02.07.2020-02.10.2023 arasındaki hiç giriş yapmadığımı düşünecek olursak bu tarihler arasında gördüğünüz metinler ifade ettiğim farklı platformlarda yayınlanan metinlerdir. Hâliyle 02.10.2023 ...
Yakın zamanda Türkiye’nin gündemini meşgul eden bir hadiseye şahit olduk. “Palu” soyismine sahip ailenin yaşadıkları Türk toplumu tarafından merakla takip edildi. Bu takibatın arkasındaki dürtü nedir? Böylesine şüyuu vukuundan beter hadislerin toplum huzurunda tartışılması neden toplumun ilgisini bu kadar çekmektedir? Bu nevi sorular aklımı kurcaladı. Ben de düşündüklerimi, birbiri arasında bağlantı kurabildiklerimi bu başlık altında toplayarak görünür hâle getirmeyi hedefliyorum. Palu ailesini Türkiye “Müge Anlı ile Tatlı Sert” isimli programda tanıdı [1] . Palu ailesinin yaşadıkları bu yazının kapsamında değildir. Programları izleme fırsatı bulamayan bir kişi olarak ayrıntılarına vakıf da değilim zaten. Ancak dışarıdan takip edebildiğim kadarıyla TCK 81 (kasten öldürme), TCK 86 (kasten yaralama), TCK 96 (eziyet), TCK 102 (cinsel saldırı), T...
YURTDIŞINA KAÇIŞ NEDEN AHLÂKA AYKIRIDIR Son yıllarda sosyal mecralarda veya gençler arasındaki masabaşı sohbetlerde “yurtdışına gitmek” çokça gündeme gelen bir konudur. Bu düşünceyi aklından geçiren gençlerin kimi haklı motivasyonları da vardır: Gençler yıllarca emek ediyorlar ve yaklaşık yirmi sene boyunca eğitim alıp sonrasında bu emeklerinin karşılığını görmek istiyorlar. Fakat eğitim ve liyakatin yerine sadakat ve asabiyetin ön plana geçince emeklerinin karşılığını almak şöyle dursun çoğu zaman boğaz tokluğuna yaşamak mecburiyetinde kalıyorlar. Üstelik maddî olarak tatmin olamadıkları gibi çoğu nitelikli meslek mensubu şiddete, horlanmaya muhatap oluyor. Yazımızın konusu olmayan çeşitli sosyolojik sebeplerle eğitimli genç nüfus manevî baskıya da maruz kalıyor. Bunun akabinde bazı kötü niyetli kışkırtmaların da etkisiyle gençler için yurtdışına kaçmak, kendini bir şekilde buradan kurtarmak fikri ortaya çıkıyor. Biz bu yazıda söz konusu düşünceyi ahlâkî yönden ele alacağız. Bunu...
Yorumlar
Yorum Gönder