Kayıtlar

Eğitim etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

HÂKİM SAVCILIK SINAVI VE TAVRIM ÜZERİNE

Resim
Yarın Adlî Yargı Hâkim-Savcılık Sınavı var. Sosyal medyadan takip edebildiğim kadarıyla ben ve benim gibi birkaç arkadaşın dışında genç hukukçular sınav yapılacak şehirlere akın etmiş vaziyetteler. Öncelikle tüm arkadaşlarıma yarın girecekleri sınavda başarılar dilerim. Umarım herkes gönlüne ve ruhuna uygun bir netice elde eder. Bununla birlikte bana çokça sorulduğu için bir izahat yapma ihtiyacı hissettim. "Neden hâkim-savcılık düşünmüyorsun, sınavına girmiyorsun" diye çokça soruluyor. Soranlar sağ olsunlar, yakıştırıyorlar demek ki, fakat ben karakterime uygun göremiyorum. Liseyi bitirip fakülteyi kazandığımda "savcı olacağım" diyordum. Fakat fakülteye girip de daha ilk derste kürsüyü, kürsüdeki tavırları görünce "yok, ben akademi için yaratılmışım" dedim. Ne için yaratıldığımı Allah bilir de, kendimi tanıdığım kadarıyla karakterime en uygun olanın bu olduğuna kanaat getirdim. Çevremdeki birçok dostumdan, büyüklerimden ve hocalarımdan da bu...

TORPİL/REFERANS ÜZERİNE BİRKAÇ MÜLAHAZA

Resim
                ( Lüzumuna binaen… DİKKAT! BU YAZI AĞIR SORUMLULUKLAR YÜKLER!)                 Üniversite hayatı sona yaklaştıkça mevzuular geleceğe yönelik tasarılara meylediyor. İster istemez de yollar torpile (cafcaflı adıyla “referans”a) çıkıyor. Son birkaç haftada torpille alakalı fikirlerim o kadar çok soruldu ki, bir yazı hâlinde paylaşmak, istifadeye sunmak ihtiyacı hissettim.                 Evvela “torpil” denildiğinde ne anladığımı izah etmeliyim: Torpil denildiğinde tanımadığı (veya tanıdığı) hâlde hak etmediği bir mevkie (velev ki hak etse bile) sırf siyasal/dinî/felsefî ve sair saiklerle (yani liyakat ve ehliyetle değil) bir kişinin atanmasına aracılık etmeyi anlıyorum. Dolayısıyla başarılı bulduğu öğrencisini kendisine asistan yapan hocayı, hâkim-savcılık sınavında adayın çevr...

İNKİŞAFIN ANAHTARI: HUKUKUN ÜSTÜNLÜĞÜ

Resim
Türkiye’nin diğer medeniyetlerle yarışında üstün gelmesini ve kalkınarak gelişmesini istemeyenimiz yok. Peki, bu nasıl olacak? Sanayi devrimini kaçıran ecdadın ceremesini çeken nesilleriz biz. Hâlâ şimendiferi yakalama gayretindeyiz. Ancak günlük mevzuları tartışmak bazen ufkumuzu daraltıyor, küçük hesaplarla büyük kazançlar elde edeceğimiz zannına kapılıyoruz. “Üç kuruşa beş köfte yok”. Çalışmak mecburiyetindeyiz. Dünya bugün “yapay zekâ teknolojisi”nden, “yapay organ üretilmesi”nden, “doğal kaynakların enerji ihtiyacını karşılamada kullanılması”ndan bahsediyor. Bugünün teknolojisi artık makineleri bırakın bilgisayarlar bile değil. Dünya “3 Boyutlu Yazıcı” teknolojisi ile hem her evi bir fabrika hâline getirmeye hazırlanıyor, hem de insanın mahsurlu uzuvlarını insandan elde ettiği hammadde ile bilgisayarda düzelterek üç boyutlu yazıcı ile organik uzuvlar yaratmayı tartışıyor. Biz bu tartışmaların ancak “bu etik mi”, “Tanrı’nın yarattığı kadere müdahale anlamına gelmez mi” boy...