Kayıtlar

Facebook etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

SOSYAL MEDYA TARTIŞMASINA DAİR

Resim
Görsel kaynağı: https://www.technokurt.com/ twitterda-sansur-rekoru-turkiyenin/ Özellikle iki akşamdır sosyal medyanın yasaklanması veya kontrol altına alınmasına ilişkin tartışmalar gündemi bir hayli meşgul etti. Bu tartışmalara dair bizim de birkaç düşüncemiz var. Bu düşünceleri paylaşmak istiyoruz. Evvelâ hükûmet sosyal medya tartışmalarında bazı hususlarda haklı. Özellikle Kişisel Veri ve Unutulma Hakkı üzerine çalışırken incelediğimiz ve o zamandan beri de dikkatimizi sürekli çektiği üzere sosyal medya platformları her gün binlerce insanın kişilik haklarının ihlâl edildiği mecralardır. İnsanlar bu platformlarda yarın yüz yüze bakacaklarını unutarak fütursuzca davranmakta, birbirlerine saygısızlık yapmaktadır ki bu olayın ahlakî ve içtimaî boyutunu oluşturmaktadır. Bizim ilgi ve uzmanlık alanımız olması itibariyle hukuk boyutunu incelediğimizde ise bir defa sosyal medya platformlarında çok yaygın şekilde hakaret ve nefret suçlarının işlendiğini, insanların şeref ve itibarını...

ÜSLUP ÜZERİNE BİR DERS / HATIRA VE PRENSİPLERİM

Resim
Anlatacağım hayatıma tesir eden anılardan birisi: Ortaokula giderken, bugün yaşını almış birçok ergenlerin hâlâ yaptığı üzere, fikirlerimi öteye beriye hakaret ve küfür ederek savunduğumu sanırdım. Bir keresinde, Youtube'de Hatırla Sevgili dizisinin bir bölümünün altında solcu ve Kürtçü insanlarla tartışırken aynı şekilde küfür ve hakaretlerle güya vatan kurtarıyordum. Hiç unutmuyorum, profilinde PKK'nın renkleri olan birisi bana "küfür ve hakaret söyleyecek şeyleri olmayanların başvurdukları yoldur, acziyetin göstergesidir" demişti. Müthiş bir ders! O gün bu gündür fikirlerimi küfür ve hakaretten ari olarak savunmaya gayret ederim. Bugün fikirlerimi akademik düzlemde savunabilecek raddeye geldiysem bu dersi almamın bunda payı vardır. (Umarım o kişi bana bu dersi vermesinin yüzü suyu hürmetine terör örgütünün ağından kurtulmuştur.) Tüm bunlarla birlikte, yalnızca küfür ve hakaret etmekten kendimi sakınmam, küfür ve hakaret edenlerle sohbet de etmem. Bu prensibin ...

HÂKİM SAVCILIK SINAVI VE TAVRIM ÜZERİNE

Resim
Yarın Adlî Yargı Hâkim-Savcılık Sınavı var. Sosyal medyadan takip edebildiğim kadarıyla ben ve benim gibi birkaç arkadaşın dışında genç hukukçular sınav yapılacak şehirlere akın etmiş vaziyetteler. Öncelikle tüm arkadaşlarıma yarın girecekleri sınavda başarılar dilerim. Umarım herkes gönlüne ve ruhuna uygun bir netice elde eder. Bununla birlikte bana çokça sorulduğu için bir izahat yapma ihtiyacı hissettim. "Neden hâkim-savcılık düşünmüyorsun, sınavına girmiyorsun" diye çokça soruluyor. Soranlar sağ olsunlar, yakıştırıyorlar demek ki, fakat ben karakterime uygun göremiyorum. Liseyi bitirip fakülteyi kazandığımda "savcı olacağım" diyordum. Fakat fakülteye girip de daha ilk derste kürsüyü, kürsüdeki tavırları görünce "yok, ben akademi için yaratılmışım" dedim. Ne için yaratıldığımı Allah bilir de, kendimi tanıdığım kadarıyla karakterime en uygun olanın bu olduğuna kanaat getirdim. Çevremdeki birçok dostumdan, büyüklerimden ve hocalarımdan da bu...

MİLLİYETÇİ GENÇLER POZİTİF BİLİMLERE YÖNELMELİ

Resim
Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan: 'Ahtapot' siber saldırıyı engelledi, gerçekleşecek bir NATO tatbikatına dahil edildi ( https://tr.sputniknews.com/turkiye/201812261036814345-erdogan-tubitak-tuba-odul-toreni-bilim /) + Bu memleketin kafası zehir gibi çalışan vatanperver, bir şeyler üretebilecek gençleri duygusal sebeplerle ya Edebiyat, ya da Tarih okumaya yöneliyorlar. Bunu çok görmemek lâzım, bu çocuklar henüz lise çağında birçok tarih/edebiyat lisans mezununa taş çıkartacak kadar bu alanlarda kendilerini geliştirebiliyorlar, sanıyorum her Türk milliyetçisi gencin tabii bir yatkınlığı da var bu alanlara. Okumaya biraz daha az önem vereni ise asker ya da polis oluyor.   Fakat bu kanaatimce sorunlu bir durumdur. Her şeyden önce bu durum Türk milliyetçiliğinin gündemini kısırlaştırıyor. Bugün görüldüğü üzere Türk milliyetçiliğinin gündemi "İttihatçılık"a sıkışıp kalmış vaziyettedir. Her toplantıda söz dönüp dolaşıp İttihat'a gelmektedir. Üstelik ya...

PAPAZ OLAYI DEĞERLENDİRMESİ

Resim
Bir haftadadır Facebook anasayfam Amerikalı Rakip hakkında yazılanlarla dolunca ben de bu gönderi altında düşüncelerimi paylaşmaya niyetlendim. Pastör hakkında "asıl" diyecek kadar absürt yorumlardan, "uzatılacak ne var, verelim gitsin" diyecek kadar alakasız yorumlara kadar birçok yorumu hem Facebook'ta hem Twitter'da okudum. Yukarıdaki yorumlar apolitik insanların politika hakkında görüş belirtirken sığındıkları uslüba yakın yorumlar. İlkokulda biz -o zamanki aklımızla- Grönland'a asker yığıp Amerika'yı yıkıyorduk. Bu yorumlar da o minvalde... SÜREÇ Brunson Ekim 2016'ta gözaltında sınırdışı edilmek için gözaltına alınmış. Oturma izni verilmemesinin ve sınırdışı edilmesinin sebebi İçişleri Bakanlığı'nın hakkında yaptığı araştırmalarda edindiği kanaat: Suriyeli mültecilere yönelik yardım kisvesi altında misyonerlik faaliyet yürütmek. FETÖ/PDY kapsamında tutuklanmış. İddianamesi Mart 2018'de hazırlanmış. Ve Temmuz 2018'de de ...

3 MAYIS'I ANARKEN

Resim
I- 3 Mayıs Atsız'ın ifadesiyle Türkçülüğün ayağa kalkış günüdür. Türkçülerin siyasî platformda "ben de varım" deyişlerinin yıl dönümüdür. II- 3 Mayıs ruhunu yaşamak ve yaşatabilmek geçmişin neşriyatını gündeme getirmek ve kuru bir anmaktan ibaret olmamalıdır. Bilakis bu tavır 3 Mayıs ruhunu bastıran bir gaz alma faaliyetidir. 3 Mayıs Türkçülüğün "ben de varım!" demesinin yöntem ve araçlarını tartışmanın, her yıl yeniden var olabilmenin bir vesilesi olmalıdır. III- Yeniden var olabilmek nasıl mümkündür? "Yeniden" denildiğine göre önceden var olmak gerekir ki vardık, sonra yok olmak gerekir ki yokuz. Peki, var olmak ne demektir? Descartes "düşünüyorum, o hâlde varım" diyor. Varlığını düşünmek/anlamlandırmak temeline oturtuyor. Hakikaten var olmanın birinci belirtisi ve şartı süje(tahlil eden/anlamlandıran ben) olmaktır. Bakmak görmeyi, görmek anlamlandırmayı ve ancak anlamlandırmadır ki, faaliyet ve değişimi beraberinde getirebilir. I...