Kayıtlar

Türkçülük etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

SİNAN OĞAN VE TÜRKÇÜ UFUK

Resim
(BAŞLAMADAN ÖNCE: YAZAR, SİNAN OĞAN'A YÜKLEDİĞİ BU ANLAMDAN DOLAYI SONRADAN PİŞMANLIK DUYDUĞUNU HEMEN YAZININ BAŞINDA İFADE ETMEK İSTİYOR. 02.10.2023. Pirali.)   Sinan Oğan'ın bir Youtube kanalında katıldığı programı henüz izleyebildim. Programı izlemeden önce muhalefetin aday belirleme sürecinde yaşanan olayları ve birtakım politikalarını protesto etmek için ilk turda Sinan Oğan'a protesto oyu vermeyi düşünüyordum. Ancak Sinan Oğan'ı izledikten sonra fikrim değişti, artık Sinan Oğan'a Sinan Oğan olduğu için oy vermeyi düşünüyorum. Bir Türk milliyetçisi/Türkçü olarak Türkiye'nin aydınlık geleceğinin Türk milliyetçiliğinde/Türkçülükte olduğuna dair bir inanç taşıyorum (Yeri gelmişken, bu yazıda Türk milliyetçiliği ile Türkçülüğü eş anlamlı olarak kullandığımı belirtirim). Türkiye'de Yusuf Akçura'nın tespitiyle üç siyaset yapma tarzı vardır. Bunlar Batıcılık, İslamcılık ve Türkçülüktür (Belki bunlara azınlıkçıları da bir dördüncü olarak ekleyebiliriz). B...

TÜRK MİLLİYETÇİLİĞİ BATININ NE TARAFINDADIR?

Resim
  Giriş Bugün Medyascope'ta "Adını Koyalım" isimli programın 8 Haziran 2021 tarihli yayınını dinliyordum. Ruşen Çakır tarafından Kemal Can'a " Sen milliyetçilik konusunda özel olarak çalışan bir kişi olarak, şöyle bir perspektiften bakalım, Türkiye'deki milliyetçilik batıyı dışlayan bir milliyetçilik miydi, Türk milliyetçiliğinin perspektifi doğuya yönelsek daha iyi olur milliyetçiliği miydi (… )" şeklinde bir soru yöneltildi. Kemal Can tarafından bu soru - kabaca özetleyecek olursak - Cumhuriyet öncesi dönemde batı karşıtı bir milliyetçilik anlayışının mevcut olduğu, Cumhuriyet'ten sonraki dönemde ise milliyetçiliğin anti-komünist reaksiyonla batılı bir milliyetçilik anlayışına evrildiği şekilde izah edildi. Biz bu değerlendirmeye katılmıyoruz. Bu değerlendirmenin tahrikiyle -ve bahanesiyle- milliyetçilik yaklaşımımız üzerine bazı izahatlarda bulunmaya çalışacağız. Bugün Türk milliyetçiliği İslamcılık ideolojisi tarafından kuşatılmış -veya hafif...

TÜRKÇÜLÜK DOKTRİNİN İNŞA VE İHYASI

Resim
Gerek yoğun meşguliyetler, gerekse –ve daha çok olarak da- tembellik sebebiyle uzun vakittir Tahtapod'ta yazmayı ihmâl ediyorum. Bu ihmalkârlığa nihayet vermek adına üzerine düşünmekte olduğum bir hususu ilgilerinize sunuyorum. Katıldığım birçok toplantıda muhataplarıma, dinlediğim konferanslarda da hatiplere şu suali yöneltiyorum: "Türkçülüğün bir tanımı var mıdır, sınırları belli midir"? Bu sualin henüz beni tatmin edecek bir cevabına rastlamadım. Kimileri "Türkçülük Türk milletini sevmek ve ona hizmet etmektir" diyor. Bu cevaba mukabil ben de "o hâlde Türk milletini seven, ona hizmet ettiği inancıyla, Türk milletinin huzur ve sükûnunu komünizmde gören bir kişi de Türkçüdür; öyle mi?" diyorum, hatta kanaatimizce bu tanıma göre Türkiye'de Türkçü olmayan kimse Kalmamaktadır. Hâlbuki bir tanım, mefhum her şeyden evvel ağyarına mani olmalı, sınırları çizilmiş / belirlenmiş olmalıdır. Var olmak, her şeyden evvel farklı olmaktır. Bir başka cevap ise, ...

MİLLİYETÇİ GENÇLER POZİTİF BİLİMLERE YÖNELMELİ

Resim
Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan: 'Ahtapot' siber saldırıyı engelledi, gerçekleşecek bir NATO tatbikatına dahil edildi ( https://tr.sputniknews.com/turkiye/201812261036814345-erdogan-tubitak-tuba-odul-toreni-bilim /) + Bu memleketin kafası zehir gibi çalışan vatanperver, bir şeyler üretebilecek gençleri duygusal sebeplerle ya Edebiyat, ya da Tarih okumaya yöneliyorlar. Bunu çok görmemek lâzım, bu çocuklar henüz lise çağında birçok tarih/edebiyat lisans mezununa taş çıkartacak kadar bu alanlarda kendilerini geliştirebiliyorlar, sanıyorum her Türk milliyetçisi gencin tabii bir yatkınlığı da var bu alanlara. Okumaya biraz daha az önem vereni ise asker ya da polis oluyor.   Fakat bu kanaatimce sorunlu bir durumdur. Her şeyden önce bu durum Türk milliyetçiliğinin gündemini kısırlaştırıyor. Bugün görüldüğü üzere Türk milliyetçiliğinin gündemi "İttihatçılık"a sıkışıp kalmış vaziyettedir. Her toplantıda söz dönüp dolaşıp İttihat'a gelmektedir. Üstelik ya...

3 MAYIS'I ANARKEN

Resim
I- 3 Mayıs Atsız'ın ifadesiyle Türkçülüğün ayağa kalkış günüdür. Türkçülerin siyasî platformda "ben de varım" deyişlerinin yıl dönümüdür. II- 3 Mayıs ruhunu yaşamak ve yaşatabilmek geçmişin neşriyatını gündeme getirmek ve kuru bir anmaktan ibaret olmamalıdır. Bilakis bu tavır 3 Mayıs ruhunu bastıran bir gaz alma faaliyetidir. 3 Mayıs Türkçülüğün "ben de varım!" demesinin yöntem ve araçlarını tartışmanın, her yıl yeniden var olabilmenin bir vesilesi olmalıdır. III- Yeniden var olabilmek nasıl mümkündür? "Yeniden" denildiğine göre önceden var olmak gerekir ki vardık, sonra yok olmak gerekir ki yokuz. Peki, var olmak ne demektir? Descartes "düşünüyorum, o hâlde varım" diyor. Varlığını düşünmek/anlamlandırmak temeline oturtuyor. Hakikaten var olmanın birinci belirtisi ve şartı süje(tahlil eden/anlamlandıran ben) olmaktır. Bakmak görmeyi, görmek anlamlandırmayı ve ancak anlamlandırmadır ki, faaliyet ve değişimi beraberinde getirebilir. I...