Kayıtlar

Tıp etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

HEKİM HAREKETİ VE “MÜJDELER” ÜZERİNE DEĞERLENDİRME

Resim
  Anayasamızın 2'nci maddesi cumhuriyetin niteliklerini sıralarken demokratik bir yönetime sahip olduğumuzu söylüyor. Bir demokrasi olmak ne demektir? Demokratik bir pratik nasıl gelişir? Bizde demokrasi beş yılda bir yapılan seçimle -yeni sistemle birlikte- yönetici kişinin seçildiği bir yönetim sistemi olarak gözüküyor. Bu algılayış sebebiyle halkın tamamının tek bir şahısta tezahürü olan yönetici kendisini hukuk veya yargı ile bağlı olmak mesuliyeti altında hissetmiyor, zira demokraside halk sınırlandırılamaz. Hâlbuki demokrasi, yönetimin demosa (halka) ait olduğu bir yönetim sistemidir. Bu yönüyle demokrasi teokrasiden (Tanrı yönetimi), oligarşiden (grup yönetimi), aristokrasi (soylular yönetimi) gibi sistemlerden ayrılır. Demokrasilerde yönetimin kaynağı halktır ve halk yönetim gücünü daima aktif olarak kullanır. Yasama halk adına, yürütme halk adına, yargı halk adına yapılır, bu sebepledir ki mahkeme kararları "Yüce Türk milleti adına" ibaresiyle birlikte başlar...

"YANLIŞLIKLA" AŞILAMA

Resim
  Bugün Twitter'da bir doktorun canlı yayındaki konuşmasını dehşetle dinledim. NTV televizyonunda yapılan bir röportajda Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi bir Profesör tarafından " çocuklara kızamık ve hepatit aşısı yerine yanlışlıkla Covid aşısı yapıldığı ve bu aşının olumlu sonuçlar yarattığı, elde edilen verilerin yakında bilimsel yayın hâline getirileceği " ifade edildi. Her şeyden önce her aşılama -çoğu tıbbî müdahale gibi- tabiatı itibariyle kasten yaralama suçunun tipikliğini oluşturur. Kanunî tanımına göre bir başkasının vücuduna kasten acı veren kişi kasten yaralama suçunu işlemektedir. Ancak bir suçun tipikliğinin meydana gelmesi o eylemin hukuka aykırı olduğunu garantilemez. Böyle bir durumun gerçekleşmesi yani tipik eylemin hukuka uygun olması hâlinde artık eylem cezalandırılmaz. Çünkü fiil hukuka uygundur ve hukuka uygun olan bir eylem kınanmayı hak etmez. Çoğu tıbbî müdahale için de benzer bir durum söz konusudur. Tıbbî müdahalenin genişçe bir...

VÜCUT DOKUNULMAZLIĞI HAKKI SINIRSIZ MIDIR

Resim
Yaşamakta olduğumuz pandemi öncelikle tıp ve biyoloji biliminin sahasına giren bir sorundur. Bununla birlikte medenî dünyada ve kurmuş olduğumuz düzende herhangi bir sorunun hukuktan bağımsız ele alınması da güçtür. Gerçekten de yakın dönemde pandemi bağlamında aşı zorunluluğu, test zorunluluğu, çeşitli kısıtlamalar gibi hukuk alanında değerlendirilebilecek konular çokça gündemimize gelmektedir. Daha önce de yazılarımızda ifade ettiğimiz üzere bir görüş toplum sağlığı açısından olağanüstü bir süreç yaşadığımızı, dolayısıyla şahsî hakların toplum sağlığı amacıyla sınırlandırılabileceğini savunurken diğer bir kısım görüşse böyle bir sınırlandırmayı kabul etmemektedir. Bu ikinci görüşe göre insan temel hak ve hürriyetleri, söz gelimi aşı bakımından vücut dokunulmazlığı hakkı, kişinin mahrem ve üzerinde tek başına söz sahibi olduğu bir tasarruf alanıdır. Bu alanda devletin herhangi bir gerekçeyle müdahale yetkisi olamaz. Bu iddia doğru mudur? Gerçekten iddia edildiği gibi vücut ve daha gen...

AŞI TARTIŞMALARI VE İNSAN HAKLARI

Resim
Yaşadığımız çağ "insan hakları çağı" olarak ifade edilebilir. Gerçekten de bizden önceki nesillerin hayal edemeyeceği bir insan hakları anlayışına ve güvencesine sahibiz. "İnsan hakları" içinde yaşadığımız çağın temel meşruiyet kaynağı ve ekseni. Tüm siyasal, etik, felsefî ve sair tartışmalar bir şekilde insan haklarına temas ediyor. İnsan haklarının anlamı ve kapsamıysa hukukun tartışma konularından bir tanesini teşkil ediyor. İnsan hakları tanımlanırken evvela bir insanın doğuştan ve salt insan olmakla birlikte kazandığı bir hak olarak ifade edilir. Her insan, insan olmakla bu haklara kendiliğinden sahiptir. Mefhum-u muhalifiyle (tersinden okumayla) bu haklar insana bir otorite tarafından bahşedilmiş değildir. Bu haklar evrenseldir ve tüm insanların istisnasız olarak (iyisiyle kötüsüyle, siyahıyla beyazıyla, suçlusuyla masumuyla, katiliyle maktulüyle) sahip oldukları haklardır. Yine bu haklar bölünemezdir ve bir bütündür. Dahası bu haklar vazgeçilemezdir de… Söz...

ENDİKASYONSUZ SEZARYEN MÜMKÜN MÜ?

Resim
Devletimizin son zamanlardaki moda politikası vatandaşların, özellikle kadınların her şeyine karışmak… Sağlık Bakanı Recep Akdağ yaptığı konuşmasında şunları söylemiş: “Suni bir algı ile entelektüel ortam oluşturup ihtiyaç yokken doğum yapacak bir kadını ameliyat ederek çocuğunu tabiî yoldan doğurmasını engellemek, bana göre bir insanlık suçudur. Malpraktis dediğimiz kötü hekimlik uygulamasıdır.” (*Habere gitmek için tıklatınız yahut dipnottaki bağlantıyı kullanınız.) Bir tıpçı olmadığımdan “sezaryeni savunacak” değilim. Şahsî kanaatim olarak da normal doğumun tercih edilmesinden yanayım. Her zaman doğal olanın sağlıklı olduğuna inanırım. Ancak, malpraktist bir suç olarak tabii hukuk alanına temas etmektedir, ben de iyi-kötü ilgilenen bir kişi olarak birkaç şey söylemek istiyorum. Malum olduğu üzere tıbbî müdahalenin ilk şartı aydınlatılmış rıza, aranan bir diğer şartı da endikasyondur. Öyleyse tıbbî müdahale şartları ışığında sezaryen müdahalesini tartışmak gerekir. İl...