Kayıtlar

Hatırat etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

ÜSLUP ÜZERİNE BİR DERS / HATIRA VE PRENSİPLERİM

Resim
Anlatacağım hayatıma tesir eden anılardan birisi: Ortaokula giderken, bugün yaşını almış birçok ergenlerin hâlâ yaptığı üzere, fikirlerimi öteye beriye hakaret ve küfür ederek savunduğumu sanırdım. Bir keresinde, Youtube'de Hatırla Sevgili dizisinin bir bölümünün altında solcu ve Kürtçü insanlarla tartışırken aynı şekilde küfür ve hakaretlerle güya vatan kurtarıyordum. Hiç unutmuyorum, profilinde PKK'nın renkleri olan birisi bana "küfür ve hakaret söyleyecek şeyleri olmayanların başvurdukları yoldur, acziyetin göstergesidir" demişti. Müthiş bir ders! O gün bu gündür fikirlerimi küfür ve hakaretten ari olarak savunmaya gayret ederim. Bugün fikirlerimi akademik düzlemde savunabilecek raddeye geldiysem bu dersi almamın bunda payı vardır. (Umarım o kişi bana bu dersi vermesinin yüzü suyu hürmetine terör örgütünün ağından kurtulmuştur.) Tüm bunlarla birlikte, yalnızca küfür ve hakaret etmekten kendimi sakınmam, küfür ve hakaret edenlerle sohbet de etmem. Bu prensibin ...

HÂKİM SAVCILIK SINAVI VE TAVRIM ÜZERİNE

Resim
Yarın Adlî Yargı Hâkim-Savcılık Sınavı var. Sosyal medyadan takip edebildiğim kadarıyla ben ve benim gibi birkaç arkadaşın dışında genç hukukçular sınav yapılacak şehirlere akın etmiş vaziyetteler. Öncelikle tüm arkadaşlarıma yarın girecekleri sınavda başarılar dilerim. Umarım herkes gönlüne ve ruhuna uygun bir netice elde eder. Bununla birlikte bana çokça sorulduğu için bir izahat yapma ihtiyacı hissettim. "Neden hâkim-savcılık düşünmüyorsun, sınavına girmiyorsun" diye çokça soruluyor. Soranlar sağ olsunlar, yakıştırıyorlar demek ki, fakat ben karakterime uygun göremiyorum. Liseyi bitirip fakülteyi kazandığımda "savcı olacağım" diyordum. Fakat fakülteye girip de daha ilk derste kürsüyü, kürsüdeki tavırları görünce "yok, ben akademi için yaratılmışım" dedim. Ne için yaratıldığımı Allah bilir de, kendimi tanıdığım kadarıyla karakterime en uygun olanın bu olduğuna kanaat getirdim. Çevremdeki birçok dostumdan, büyüklerimden ve hocalarımdan da bu...

İYİ/KÖTÜ VE DOĞRU/YANLIŞ KAVRAMLARININ KULLANIMI ÜZERİNE BİR NOT

Resim
1- Dün akademik, üstelik felsefî kavramların tartışıldığı, bir toplantıda şöyle bir söz söylendi: “İyi bazen doğru değildir, hatta çoğu zaman doğru değildir”. Böyle cümleler tabiatı itibariyle insanı bir anda çarpıyorlar ve “vaay, gerçekten öyle, hakikaten!” dedirtiyorlar. Ancak felsefî bir süzgeçten geçirince… bu söz ne demek istiyor? Bir anlamı var mı? Bakalım: 2- Doğru ve yanlış epistemolojinin yani bilgi felsefesinin kavramlarıdır. Ben doğru kelimesini “gerçeğe uygun olan” anlamında kullanıyorum. Ortada bir gerçek vardır; bu gerçek hakikat dediğimiz gerçeğin gerçeği de olabilir, bir fizik gerçek ya da gündelik hayatın gerçeği de olabilir. İfade edilen önerme bir iddia sunar. Bu iddia gerçeklikle uyumluysa “doğru”, uyumsuzsa “yanlış” olarak nitelendirilir. Dolayısıyla bir önermenin doğru mu, yoksa yanlış mı olduğu gerçeğe gidilip -şayet yapılabiliyorsa- test edilerek belirlenir. Söz gelimi “dışarıda yağmur yağıyor” cümlesi bir önermedir ve doğru veya yanlış olabilir. Anc...

TANRI, ZAMAN, HAREKET

Resim
Tanrı, Zaman, Hareket             Tanrı’nın zaman ve mekânla ilişkisine dair fikirleri daha evvel okumuştum. Ancak geçen gün bir sohbet esnasında Tanrı’nın geleceği bilemeyeceğine dair ortaya atılan düşünceler aklımda Tanrı’nın zaman ve mekânla ilişkisine dair bir takım düşünceler canlandırdı. Üstüne bir de Kindî felsefesinde bu soruna işaret eden bazı tartışmalara rastlamam konu üzerinde biraz düşünmeme sebep oldu. İşbu yazıyı bu fikirleri unutmamak, paylaşıma açmak, üstesinden gelemediğim sorular için okuyucuların fikrini almak maksadıyla yazıyorum.             I. Zaman ile Hareketin Birbirine Bağlı Oluşu             Zaman denildiğinde ne anlamalıyız? Ben zamanı bir ölçü olarak anlıyorum. Zamanı anlayabilmek, doğru tabirle farkına varabilmek için bir harekete ihtiyaç duyuyorum. Bu itibarla zaman hâlden hâle geç...

SEMA YÖNEV'İ TANIYOR MUSUNUZ?

Resim
SEMA YÖNEV'İ TANIYOR MUSUNUZ? Keşke tanımasaydık... Daha doğru ifadeyle, keşke böyle tanımasaydık. Sema Yönev dün öğle saatlerinde Kalkınma'da trafik terörüne kurban verdiğimiz üniversite öğrencisi arkadaşımız. Kalkınma, özellikle de trafiği, Trabzon şehir yönetiminin sınıfta kaldığı mecralardan bir tanesidir. Trabzon'un bayır yerlerinden (gerçi devenin neresi doğru) bir tanesi Kalkınma yokuşu, zaten üç tane araba zor yan yana sığabiliyor. Bir şerit sürekli park hâlinde... Bazen iki şeritte de araba oluyor. Öyle sahnelere şahit oldum ki, güler misiniz, ağlar mısınız. Ben ağladım, o günden bugüne... Bir de işlek cadde. Farabî hastanesi orada, Kız KYK Yurdu orada. Otobüs, dolmuş dur-kalkları derken trafik sürekli tıkanıyor. Kontrolsüz sollamalar, sinirlenip gaza basmalar Kalkınma'nın olağanı... Acemî şoförler de ehliyet alınca soluğu hemen orada buluyor (belki bir şey düşer diye). Geliyorum diyen bir cinayetti bu. Hep arkadaşlarımı uyardım dikkatli olmaları hususunda...

TORPİL/REFERANS ÜZERİNE BİRKAÇ MÜLAHAZA

Resim
                ( Lüzumuna binaen… DİKKAT! BU YAZI AĞIR SORUMLULUKLAR YÜKLER!)                 Üniversite hayatı sona yaklaştıkça mevzuular geleceğe yönelik tasarılara meylediyor. İster istemez de yollar torpile (cafcaflı adıyla “referans”a) çıkıyor. Son birkaç haftada torpille alakalı fikirlerim o kadar çok soruldu ki, bir yazı hâlinde paylaşmak, istifadeye sunmak ihtiyacı hissettim.                 Evvela “torpil” denildiğinde ne anladığımı izah etmeliyim: Torpil denildiğinde tanımadığı (veya tanıdığı) hâlde hak etmediği bir mevkie (velev ki hak etse bile) sırf siyasal/dinî/felsefî ve sair saiklerle (yani liyakat ve ehliyetle değil) bir kişinin atanmasına aracılık etmeyi anlıyorum. Dolayısıyla başarılı bulduğu öğrencisini kendisine asistan yapan hocayı, hâkim-savcılık sınavında adayın çevr...

ÖDÜNÇ SÖZLERLE AŞK YAŞAMAK

Resim
“Aya gideceğim. Bütün sevdiklerim orada sürgünde olmalı, gidip orada Sokrat ve Galilée'yi bulmalı. Filozof, fizikçi, şair, kavgacı, müzisyen ve uzay seyyahı, hazırcevap ustası… Üstelik âşık. Ama kendine hayrı yok. Rahmetli Hercule-Savinien de Cyrano de Bergerac . Her şeydi... Ve hiçbir şeydi. Her şey olayım derken hiçbir şey olamadı. Gidiyorum. Kusura bakmayın.” Cyrano de Bergerac’la tanıştınız mı? Ben de bugüne kadar tanışmamıştım. Edebiyat denizi bir hocamın tavsiyesiyle 1990’da çekilen başrolünü Gérard Depardieu’nın oynadığı filmi (ve yine onun tavsiyesi ile Rüştü Asyalı’nın seslendirmesiyle) izleyerek tanıştım onunla, sevdiği Roxane ile ve Roxane’nin sevgilisi Baron Chrisan de Neuvillete ile… Filmin odağındaki kişi hiç kuşkusuz Cyrano de Bergerac. Onun kadar maharetli bir savaşçı ve onun kadar usta bir şair bulmak da, olmak da zor. Aynı zamanda da sevdiğinin mutlu olması için aşkını kalbine gömerek, sevdiğini mutlu etmek için onun sevgilisine şiirler veren bir âşık! ...

MARKSİZM'E BİRKAÇ ELEŞTİRİ

Resim
Trabzon’da farklı fikirlerden okur-yazar gençlerin bir araya gelebilecekleri, fikir teatisinde bulunarak kendilerine ve düşünceye katkı yapabilecekleri bir platform ortaya koymaya çalışıyoruz. Bu amaç etrafında Genç Entelektüeller Topluluğu adını verdiğimiz bir yapı teşekkül ettirdik. Bu topluluk ile herhangi bir mani çıkmadıkça haftada bir toplanmaya, farklı konuları değerlendirmeye çalışıyoruz. En büyük maksadımız farklı fikirlerden gençleri bir araya getirebilmek, birbirlerini saygı ve tahammül çerçevesinde dinleyebilecekleri bir ortam yaratmaktı. Genç Entelektüeller Topluluğu olarak 17.Mart.2017 Cuma günü oldukça güzel bir tartışma meydana getirdik. Marksist düşünceden bir arkadaşımız bize “Sosyalizm ve Ahlâk” başlıklı bir sunum yaptı. Karşılıklı eleştiri ve tartışmalarda bulunduk. Kendi adıma çokça istifade ettim. Bu tartışmada eleştirmek üzere aldığım notları, orada söylemeye imkân bulamadıklarımı henüz sıcakken bir vesika olarak kaydetmek üzere bu satırları yazmaya karar ...