Kayıtlar

Anayasa Hukuku etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

İSTANBUL SÖZLEŞMESİ VE MERHAMET POLİTİKASI

Resim
  Yaklaşık bir haftadır yoğun bir siyasî gündem mevcut. Cuma'yı Cumartesi'ye bağlayan gece yayınlanan Resmî Gazete siyasal gündemimizi oldukça yoğun bir şekilde etkiledi. İstanbul Sözleşmesi'ne ilişkin cumhurbaşkanı kararı hem hukuk akademisinin, hem de siyasetin öncelikli gündem maddesi hâline geldi. Biz de bu hususta fikirlerimizi ifade etmek istiyorduk. Ancak akademik çalışmalarımız fikirlerimizi etraflıca ifade etmemiz için uygun zamanı bize bir türlü yaratmadı. Bugün yakaladığım kısa fırsatta bu husustaki acizane fikirlerimi kısaca ifade etmek istiyorum. İstanbul Sözleşmesi'nin içeriği elbette tartışılabilir. Yarar mı, zarar mı getirdiği; bizzat mevcut hükumetin öncülüğünde imzalandığı hâlde bugün neden recmedildiği siyasetin konusudur. Biz bu konuyu tartışmayacağız. Diğer taraftan, sözleşmenin iptaline ilişkin usul pozitif (yürürlükteki) hukuka uygun mu, değil mi tartışmaları hukuk akademisi içerisinde bir haftadır tartışılıyor ve çoğunluk görüşü usule aykırı bi...

696 SAYILI KHK İLE YAPILAN DÜZENLEMELERE DAİR BİRKAÇ ELEŞTİRİ

Resim
1.         1. Genel olarak Modern devlet yasama, yürütme ve yargı olmak üzere üç bağımsız erk üzerine inşa edilmiştir. Yasama erki devletin işleyişine dair mekanizmayı (yani kuralları) ortaya koyan, yürütme erki bu mekanizmaya (yani kurallara) göre devleti yöneten, yargı erki ise bu mekanizmanın (yani kuralların) dışına çıkılıp çıkılmadığının tayinine ve şayet çıkıldıysa kanunda yazan müeyyidelerin uygulanmasına karar veren erktir. Bu itibarla demokrasilerde yasama yetkisi halka aittir. Kanunları halk yapar. Böylece halkın özgürlüğüne yapılan kısıtlamalar olan kanunlar halk tarafından çıkartılarak meşruiyet bulur. Yürütmeden beklenense bu kanunlar doğrultusunda devlet işleyişini sağlamasıdır. OHÂL KHK’ları ismiyle müsemma olduğu üzere olağanüstü uygulamalardır. Olağanüstü uygulamalar istisnaîdir, istisnaî olan uygulamalardan beklenen istisnalar çerçevesinde gerekli tedbirlerin alınması, bu istisnaların dışına çıkılmamasıdır. Bu itibarla eskiler “sıfat-ı arızad...

TERÖRİSTLERİN HAKKINI SAVUNMAK!

Resim
Görsel: Pisagor'un "Adalet Kupası" imiş. Doğrudur, yanlıştır bilmem ama siz yine de mekanizmasına bir bakın. “Ne demek bu, ciddi misin?” Hem de sonuna kadar ciddiyim! Teröristin/suçlunun hakkını savunacağız. Bir kısmınızın şaşırdığını, bir kısmınızın da "terörist olacağın geleceğin belliydi" dediğini duyar gibiyim. :)  Teröristin/suçlunun hakkını savunacağız.  Bunu savunduğumuzu izah etmek durumunda kalmamız bile memleket için bir utanç vesilesi değil de ne? Hukuk kültürüne sahip olmayan bir millet değiliz. “Beraat-i zimmet asıldır” [1] diyeli 150 yıl oldu neredeyse. 150 yıldır bu adalet timsali hükmü biliyoruz. Fakat üzerinde durduğumuz “masumiyet karinesi” dediğimiz “suçluluğu ispatlanıncaya kadar herkes suçsuzdur” karinesi dahi değil, bizzat suçluluğu sabit olan faillerin hakkının savunulması gereğidir. Bu ifadeyi “haksızların hakkını savunmak” olarak değil, “X’lerin hakkını savunmak” olarak kuruyoruz. Bu X her ne ise, o X’in bazı hakları var ve ...

2017 ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİ TEKLİFİNE ELEŞTİRİLERİM

Resim
2017 Anayasa Değişikliği Teklifine Eleştirilerim Yazıyı “.pdf” olarak okumak ve indirmek için tıklatınız. Birkaç haftadır gündemimizi meşgul eden Anayasa Değişikliği ile ilgili kanaatlerimi gördüğüm lüzum üzerine derli-toplu bir vaziyette paylaşmak istiyorum.             Eleştirilerimi “konjonktürel”, “siyasî” ve “hukukî” olmak üzere üç ana başlık altında toplayacağım. (Yan tarafta sırasıyla incelediğimiz konular yer almaktadır.) Dileyen okurlar yalnızca ilgili bölümü okuyabilirler. A.      Konjonktürel Eleştiriler 1.       Terör Anayasa değişikliğine yapılacak olan en temel eleştiri hiç kuşkusuz neden böylesine acele bir değişikliğe lüzum görüldüğüdür. Türkiye 2016 yılında büyüklü küçüklü sayısız terör saldırısına uğradı. 2016 yılı, Ocak ayında Sultanahmet Meydanı’nda turistlere yönelik yapılan saldırı ile başladı. Ankara Kızılay’da, İstanbul Vezneciler’de, Ata...