Kayıtlar

İdeal etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

PARADİGMAYI TARTIŞ(MA)MAK YA DA HUKUKTA ADALET KAVRAMINA BİR BAKIŞ

Resim
Paradigmayı Tartış(ma)mak ya da Hukukta Adalet Kavramına Bir Bakış Pirali Çağrı ŞENSOY Adliyeler çoğunlukla mutsuz insanların çözüm aradıkları, bulunacak çözümden tatmin olamadıkları, soğuk, korkutucu, sevilmeyen binalardır. Bu binaların içerisinde amansız bir tiyatro oynanmaktadır. Gerçi bu tiyatro adliyelere özgü değildir, toplumun olduğu yerde kaçınılmaz bir oyun vardır. Her toplumsal model, imaj; aynı zamanda bir tiyatro tiplemesidir. Kişilerden bu tiplemeye uygun davranmaları beklenir. Bütün bu oyun, yahut tiyatro, bir kavram etrafında döner: “Adalet”. Bütün bu hengâme, satranç, tiyatro “adalet” kavramı etrafında dönmektedir ancak oyuncular bu kavram üzerine pek düşünme fırsatı bulamamaktadır. Tiyatro sahnesinde ezberini unutmamak için kendi rollerine odaklanan, bu sebeple de oyunun manasını kaçıran oyunculara kızılabilir mi? Şayet oynadıkları oyun insanların hayatlarına tesir ediyorsa, evet kızılabilir. “ Hukukçular hâlâ hukukun tanımını aramaktadır ” [1] diyen Immanu...

TERÖRİSTLERİN HAKKINI SAVUNMAK!

Resim
Görsel: Pisagor'un "Adalet Kupası" imiş. Doğrudur, yanlıştır bilmem ama siz yine de mekanizmasına bir bakın. “Ne demek bu, ciddi misin?” Hem de sonuna kadar ciddiyim! Teröristin/suçlunun hakkını savunacağız. Bir kısmınızın şaşırdığını, bir kısmınızın da "terörist olacağın geleceğin belliydi" dediğini duyar gibiyim. :)  Teröristin/suçlunun hakkını savunacağız.  Bunu savunduğumuzu izah etmek durumunda kalmamız bile memleket için bir utanç vesilesi değil de ne? Hukuk kültürüne sahip olmayan bir millet değiliz. “Beraat-i zimmet asıldır” [1] diyeli 150 yıl oldu neredeyse. 150 yıldır bu adalet timsali hükmü biliyoruz. Fakat üzerinde durduğumuz “masumiyet karinesi” dediğimiz “suçluluğu ispatlanıncaya kadar herkes suçsuzdur” karinesi dahi değil, bizzat suçluluğu sabit olan faillerin hakkının savunulması gereğidir. Bu ifadeyi “haksızların hakkını savunmak” olarak değil, “X’lerin hakkını savunmak” olarak kuruyoruz. Bu X her ne ise, o X’in bazı hakları var ve ...

TORPİL/REFERANS ÜZERİNE BİRKAÇ MÜLAHAZA

Resim
                ( Lüzumuna binaen… DİKKAT! BU YAZI AĞIR SORUMLULUKLAR YÜKLER!)                 Üniversite hayatı sona yaklaştıkça mevzuular geleceğe yönelik tasarılara meylediyor. İster istemez de yollar torpile (cafcaflı adıyla “referans”a) çıkıyor. Son birkaç haftada torpille alakalı fikirlerim o kadar çok soruldu ki, bir yazı hâlinde paylaşmak, istifadeye sunmak ihtiyacı hissettim.                 Evvela “torpil” denildiğinde ne anladığımı izah etmeliyim: Torpil denildiğinde tanımadığı (veya tanıdığı) hâlde hak etmediği bir mevkie (velev ki hak etse bile) sırf siyasal/dinî/felsefî ve sair saiklerle (yani liyakat ve ehliyetle değil) bir kişinin atanmasına aracılık etmeyi anlıyorum. Dolayısıyla başarılı bulduğu öğrencisini kendisine asistan yapan hocayı, hâkim-savcılık sınavında adayın çevr...

İNKİŞAFIN ANAHTARI: HUKUKUN ÜSTÜNLÜĞÜ

Resim
Türkiye’nin diğer medeniyetlerle yarışında üstün gelmesini ve kalkınarak gelişmesini istemeyenimiz yok. Peki, bu nasıl olacak? Sanayi devrimini kaçıran ecdadın ceremesini çeken nesilleriz biz. Hâlâ şimendiferi yakalama gayretindeyiz. Ancak günlük mevzuları tartışmak bazen ufkumuzu daraltıyor, küçük hesaplarla büyük kazançlar elde edeceğimiz zannına kapılıyoruz. “Üç kuruşa beş köfte yok”. Çalışmak mecburiyetindeyiz. Dünya bugün “yapay zekâ teknolojisi”nden, “yapay organ üretilmesi”nden, “doğal kaynakların enerji ihtiyacını karşılamada kullanılması”ndan bahsediyor. Bugünün teknolojisi artık makineleri bırakın bilgisayarlar bile değil. Dünya “3 Boyutlu Yazıcı” teknolojisi ile hem her evi bir fabrika hâline getirmeye hazırlanıyor, hem de insanın mahsurlu uzuvlarını insandan elde ettiği hammadde ile bilgisayarda düzelterek üç boyutlu yazıcı ile organik uzuvlar yaratmayı tartışıyor. Biz bu tartışmaların ancak “bu etik mi”, “Tanrı’nın yarattığı kadere müdahale anlamına gelmez mi” boy...

MARKSİZM'E BİRKAÇ ELEŞTİRİ

Resim
Trabzon’da farklı fikirlerden okur-yazar gençlerin bir araya gelebilecekleri, fikir teatisinde bulunarak kendilerine ve düşünceye katkı yapabilecekleri bir platform ortaya koymaya çalışıyoruz. Bu amaç etrafında Genç Entelektüeller Topluluğu adını verdiğimiz bir yapı teşekkül ettirdik. Bu topluluk ile herhangi bir mani çıkmadıkça haftada bir toplanmaya, farklı konuları değerlendirmeye çalışıyoruz. En büyük maksadımız farklı fikirlerden gençleri bir araya getirebilmek, birbirlerini saygı ve tahammül çerçevesinde dinleyebilecekleri bir ortam yaratmaktı. Genç Entelektüeller Topluluğu olarak 17.Mart.2017 Cuma günü oldukça güzel bir tartışma meydana getirdik. Marksist düşünceden bir arkadaşımız bize “Sosyalizm ve Ahlâk” başlıklı bir sunum yaptı. Karşılıklı eleştiri ve tartışmalarda bulunduk. Kendi adıma çokça istifade ettim. Bu tartışmada eleştirmek üzere aldığım notları, orada söylemeye imkân bulamadıklarımı henüz sıcakken bir vesika olarak kaydetmek üzere bu satırları yazmaya karar ...