Kayıtlar

İnsan Hakları etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

VÜCUT DOKUNULMAZLIĞI HAKKI SINIRSIZ MIDIR

Resim
Yaşamakta olduğumuz pandemi öncelikle tıp ve biyoloji biliminin sahasına giren bir sorundur. Bununla birlikte medenî dünyada ve kurmuş olduğumuz düzende herhangi bir sorunun hukuktan bağımsız ele alınması da güçtür. Gerçekten de yakın dönemde pandemi bağlamında aşı zorunluluğu, test zorunluluğu, çeşitli kısıtlamalar gibi hukuk alanında değerlendirilebilecek konular çokça gündemimize gelmektedir. Daha önce de yazılarımızda ifade ettiğimiz üzere bir görüş toplum sağlığı açısından olağanüstü bir süreç yaşadığımızı, dolayısıyla şahsî hakların toplum sağlığı amacıyla sınırlandırılabileceğini savunurken diğer bir kısım görüşse böyle bir sınırlandırmayı kabul etmemektedir. Bu ikinci görüşe göre insan temel hak ve hürriyetleri, söz gelimi aşı bakımından vücut dokunulmazlığı hakkı, kişinin mahrem ve üzerinde tek başına söz sahibi olduğu bir tasarruf alanıdır. Bu alanda devletin herhangi bir gerekçeyle müdahale yetkisi olamaz. Bu iddia doğru mudur? Gerçekten iddia edildiği gibi vücut ve daha gen...

İSTANBUL SÖZLEŞMESİ VE MERHAMET POLİTİKASI

Resim
  Yaklaşık bir haftadır yoğun bir siyasî gündem mevcut. Cuma'yı Cumartesi'ye bağlayan gece yayınlanan Resmî Gazete siyasal gündemimizi oldukça yoğun bir şekilde etkiledi. İstanbul Sözleşmesi'ne ilişkin cumhurbaşkanı kararı hem hukuk akademisinin, hem de siyasetin öncelikli gündem maddesi hâline geldi. Biz de bu hususta fikirlerimizi ifade etmek istiyorduk. Ancak akademik çalışmalarımız fikirlerimizi etraflıca ifade etmemiz için uygun zamanı bize bir türlü yaratmadı. Bugün yakaladığım kısa fırsatta bu husustaki acizane fikirlerimi kısaca ifade etmek istiyorum. İstanbul Sözleşmesi'nin içeriği elbette tartışılabilir. Yarar mı, zarar mı getirdiği; bizzat mevcut hükumetin öncülüğünde imzalandığı hâlde bugün neden recmedildiği siyasetin konusudur. Biz bu konuyu tartışmayacağız. Diğer taraftan, sözleşmenin iptaline ilişkin usul pozitif (yürürlükteki) hukuka uygun mu, değil mi tartışmaları hukuk akademisi içerisinde bir haftadır tartışılıyor ve çoğunluk görüşü usule aykırı bi...

AŞI TARTIŞMALARI VE İNSAN HAKLARI

Resim
Yaşadığımız çağ "insan hakları çağı" olarak ifade edilebilir. Gerçekten de bizden önceki nesillerin hayal edemeyeceği bir insan hakları anlayışına ve güvencesine sahibiz. "İnsan hakları" içinde yaşadığımız çağın temel meşruiyet kaynağı ve ekseni. Tüm siyasal, etik, felsefî ve sair tartışmalar bir şekilde insan haklarına temas ediyor. İnsan haklarının anlamı ve kapsamıysa hukukun tartışma konularından bir tanesini teşkil ediyor. İnsan hakları tanımlanırken evvela bir insanın doğuştan ve salt insan olmakla birlikte kazandığı bir hak olarak ifade edilir. Her insan, insan olmakla bu haklara kendiliğinden sahiptir. Mefhum-u muhalifiyle (tersinden okumayla) bu haklar insana bir otorite tarafından bahşedilmiş değildir. Bu haklar evrenseldir ve tüm insanların istisnasız olarak (iyisiyle kötüsüyle, siyahıyla beyazıyla, suçlusuyla masumuyla, katiliyle maktulüyle) sahip oldukları haklardır. Yine bu haklar bölünemezdir ve bir bütündür. Dahası bu haklar vazgeçilemezdir de… Söz...

SOSYAL MEDYA TARTIŞMASINA DAİR

Resim
Görsel kaynağı: https://www.technokurt.com/ twitterda-sansur-rekoru-turkiyenin/ Özellikle iki akşamdır sosyal medyanın yasaklanması veya kontrol altına alınmasına ilişkin tartışmalar gündemi bir hayli meşgul etti. Bu tartışmalara dair bizim de birkaç düşüncemiz var. Bu düşünceleri paylaşmak istiyoruz. Evvelâ hükûmet sosyal medya tartışmalarında bazı hususlarda haklı. Özellikle Kişisel Veri ve Unutulma Hakkı üzerine çalışırken incelediğimiz ve o zamandan beri de dikkatimizi sürekli çektiği üzere sosyal medya platformları her gün binlerce insanın kişilik haklarının ihlâl edildiği mecralardır. İnsanlar bu platformlarda yarın yüz yüze bakacaklarını unutarak fütursuzca davranmakta, birbirlerine saygısızlık yapmaktadır ki bu olayın ahlakî ve içtimaî boyutunu oluşturmaktadır. Bizim ilgi ve uzmanlık alanımız olması itibariyle hukuk boyutunu incelediğimizde ise bir defa sosyal medya platformlarında çok yaygın şekilde hakaret ve nefret suçlarının işlendiğini, insanların şeref ve itibarını...

TABU, PALU VE TOPLUM

Resim
            Yakın zamanda Türkiye’nin gündemini meşgul eden bir hadiseye şahit olduk. “Palu” soyismine sahip ailenin yaşadıkları Türk toplumu tarafından merakla takip edildi. Bu takibatın arkasındaki dürtü nedir? Böylesine şüyuu vukuundan beter hadislerin toplum huzurunda tartışılması neden toplumun ilgisini bu kadar çekmektedir?   Bu nevi sorular aklımı kurcaladı. Ben de düşündüklerimi, birbiri arasında bağlantı kurabildiklerimi bu başlık altında toplayarak görünür hâle getirmeyi hedefliyorum.             Palu ailesini Türkiye “Müge Anlı ile Tatlı Sert” isimli programda tanıdı [1] . Palu ailesinin yaşadıkları bu yazının kapsamında değildir. Programları izleme fırsatı bulamayan bir kişi olarak ayrıntılarına vakıf da değilim zaten. Ancak dışarıdan takip edebildiğim kadarıyla TCK 81 (kasten öldürme), TCK 86 (kasten yaralama), TCK 96 (eziyet), TCK 102 (cinsel saldırı), T...