Kayıtlar

2017 ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİ TEKLİFİNE ELEŞTİRİLERİM

Resim
2017 Anayasa Değişikliği Teklifine Eleştirilerim Yazıyı “.pdf” olarak okumak ve indirmek için tıklatınız. Birkaç haftadır gündemimizi meşgul eden Anayasa Değişikliği ile ilgili kanaatlerimi gördüğüm lüzum üzerine derli-toplu bir vaziyette paylaşmak istiyorum.             Eleştirilerimi “konjonktürel”, “siyasî” ve “hukukî” olmak üzere üç ana başlık altında toplayacağım. (Yan tarafta sırasıyla incelediğimiz konular yer almaktadır.) Dileyen okurlar yalnızca ilgili bölümü okuyabilirler. A.      Konjonktürel Eleştiriler 1.       Terör Anayasa değişikliğine yapılacak olan en temel eleştiri hiç kuşkusuz neden böylesine acele bir değişikliğe lüzum görüldüğüdür. Türkiye 2016 yılında büyüklü küçüklü sayısız terör saldırısına uğradı. 2016 yılı, Ocak ayında Sultanahmet Meydanı’nda turistlere yönelik yapılan saldırı ile başladı. Ankara Kızılay’da, İstanbul Vezneciler’de, Ata...

HUME'UN ADALET ANLAYIŞINA ELEŞTİRİ VE ADALET ERDEMİNİN DOĞUŞTANLIĞINA DAİR

Resim
Bir borcu geri vermek ve başkalarının mülkiyetinden uzak durma konusundaki bu dürüstlük ve adalet neye dayanır? Bu soruyu David Hume bana sorsa " Hak " ve " Emek " kelimeleriyle izah ederdim. -kimden bunun ilhamını aldığımı hatırlayamıyorum maalesef, Marks'tan veya Hasan Köse'den olabilir- Mülkiyeti emeğin birikmiş hâli olarak anlıyorum.  Kişi çalışır ve emeğinin karşılığı olarak ücret alır. Bu ücret, yani para emeğinin karşılığıdır. Daha sonra bu birikmiş emekle, başka birisinin birikmiş emeği satın alınır; birikmiş emekler (yani para) karşılığında mülkiyet elde edilir. Buna karşı olarak "miras için ne diyeceksin" denilirse, mirasta da durumun başka türlü olmadığını söylerim. Muris emeğini biriktirir ve mülkiyeti elde eder, sonra bu birikmiş emeğini varisine devreder, hediye eder. Kendi emeği üzerinde tasarruf etmek hakkı , emek sahibine ait olmalıdır. Alın teri ve emek kutsaldır. David Hume adaletin " yapay bir erdem " olduğu d...

KÖTÜLÜK PROBLEMİ VE İLK GÜNAH

Resim
Kötülük Problemi ve İlk Günah Pirali Çağrı ŞENSOY  (24.06.16) Kötülük problemi bütün felsefî ekollerin üzerinde durdukları ve çözüm üretmek ihtiyacını hissettikleri bir sorun. Hatta belki de ahlak felsefesinin en temel sorusu… Varlıktaki kötülükler nereden geliyor? Tanrı “ mutlak iyi ”yse varlıktaki kötülüğü neden yarattı? Kötülüğü yaratmak ve mutlak iyi olmak çelişki içermiyor mu? Kötülüğün nereden geldiğine dair Leibniz “ Metafizik Söylemler ”de şöyle bir açıklama yapıyor: “Kötülüğün kökü hiçliktedir, yani yaratıkların yoksunluğunda ya da sınırlanmış oluşundadır.” [1] Bu bakış açısı internette çokça dolaşan bir izletide Einstein’e istinat edilen “ Nasıl sıcağın yokluğu soğuk ise, Tanrı sevgisinin olmaması kötülüktür ” şeklindeki düşünceyle karıştırılmamalıdır. Çünkü o düşüncede Tanrı yalnız iyiliği yaratmış, kötülüğün yaratılmasını arzu etmemiş; Tanrı’nın iradesine mugayir olarak kötülük, iyiliğin yaratılmasından tevellüt etmiştir.   Leibniz’in düşün...