Kayıtlar

İYİ/KÖTÜ VE DOĞRU/YANLIŞ KAVRAMLARININ KULLANIMI ÜZERİNE BİR NOT

Resim
1- Dün akademik, üstelik felsefî kavramların tartışıldığı, bir toplantıda şöyle bir söz söylendi: “İyi bazen doğru değildir, hatta çoğu zaman doğru değildir”. Böyle cümleler tabiatı itibariyle insanı bir anda çarpıyorlar ve “vaay, gerçekten öyle, hakikaten!” dedirtiyorlar. Ancak felsefî bir süzgeçten geçirince… bu söz ne demek istiyor? Bir anlamı var mı? Bakalım: 2- Doğru ve yanlış epistemolojinin yani bilgi felsefesinin kavramlarıdır. Ben doğru kelimesini “gerçeğe uygun olan” anlamında kullanıyorum. Ortada bir gerçek vardır; bu gerçek hakikat dediğimiz gerçeğin gerçeği de olabilir, bir fizik gerçek ya da gündelik hayatın gerçeği de olabilir. İfade edilen önerme bir iddia sunar. Bu iddia gerçeklikle uyumluysa “doğru”, uyumsuzsa “yanlış” olarak nitelendirilir. Dolayısıyla bir önermenin doğru mu, yoksa yanlış mı olduğu gerçeğe gidilip -şayet yapılabiliyorsa- test edilerek belirlenir. Söz gelimi “dışarıda yağmur yağıyor” cümlesi bir önermedir ve doğru veya yanlış olabilir. Anc...

CEZA VE BENLİKLER

Resim
Dün akşam kitap maksadıyla evden kütüphaneye doğru yürüyordum. “Sağa dönülmez” tabelası olan bir yola trafiğin yoğunluğuna rağmen dönmeye çalışan bir kamyonet gördüm. Üstelik yol böyle dönüşlere imkân vermemek üzere (trafiğin akış yönüne doğru 30 derece ters istikamete doğru) tasarlanmıştı. Trafik birbirine girdi. Ben de “acaba sağa dönülmez tabelası yerine yerde kapan olsa aynı şeyi yapar mıydı” diye düşünerek şöyle bir tweet attım: “Bir yere ‘girilmez’ tabelası koyarsanız bu görülmez. Ama ‘kapan’ koyarsanız hiçbir şoförün gözünden kaçmaz. İnsanlar mustakbel ve muhtemel cezadan değil anında cezadan korkuyorlar.”                 Biraz da okuduğum metinlerin [1] etkisiyle bu durum beni düşündürdü. Görünen o ki, kişiler anında ceza görecekleri durumlarda hukuka aykırılık yapmaktan kaçınıyorlar. Göz göre göre kapandan geçmeye çalışan bir araba görmedim ben. Yine insanlar trafik polisinin anında ceza yazaca...

TANRI, ZAMAN, HAREKET

Resim
Tanrı, Zaman, Hareket             Tanrı’nın zaman ve mekânla ilişkisine dair fikirleri daha evvel okumuştum. Ancak geçen gün bir sohbet esnasında Tanrı’nın geleceği bilemeyeceğine dair ortaya atılan düşünceler aklımda Tanrı’nın zaman ve mekânla ilişkisine dair bir takım düşünceler canlandırdı. Üstüne bir de Kindî felsefesinde bu soruna işaret eden bazı tartışmalara rastlamam konu üzerinde biraz düşünmeme sebep oldu. İşbu yazıyı bu fikirleri unutmamak, paylaşıma açmak, üstesinden gelemediğim sorular için okuyucuların fikrini almak maksadıyla yazıyorum.             I. Zaman ile Hareketin Birbirine Bağlı Oluşu             Zaman denildiğinde ne anlamalıyız? Ben zamanı bir ölçü olarak anlıyorum. Zamanı anlayabilmek, doğru tabirle farkına varabilmek için bir harekete ihtiyaç duyuyorum. Bu itibarla zaman hâlden hâle geç...

PAPAZ OLAYI DEĞERLENDİRMESİ

Resim
Bir haftadadır Facebook anasayfam Amerikalı Rakip hakkında yazılanlarla dolunca ben de bu gönderi altında düşüncelerimi paylaşmaya niyetlendim. Pastör hakkında "asıl" diyecek kadar absürt yorumlardan, "uzatılacak ne var, verelim gitsin" diyecek kadar alakasız yorumlara kadar birçok yorumu hem Facebook'ta hem Twitter'da okudum. Yukarıdaki yorumlar apolitik insanların politika hakkında görüş belirtirken sığındıkları uslüba yakın yorumlar. İlkokulda biz -o zamanki aklımızla- Grönland'a asker yığıp Amerika'yı yıkıyorduk. Bu yorumlar da o minvalde... SÜREÇ Brunson Ekim 2016'ta gözaltında sınırdışı edilmek için gözaltına alınmış. Oturma izni verilmemesinin ve sınırdışı edilmesinin sebebi İçişleri Bakanlığı'nın hakkında yaptığı araştırmalarda edindiği kanaat: Suriyeli mültecilere yönelik yardım kisvesi altında misyonerlik faaliyet yürütmek. FETÖ/PDY kapsamında tutuklanmış. İddianamesi Mart 2018'de hazırlanmış. Ve Temmuz 2018'de de ...

ALLAH'I POLİTİKAYA İCBAR ETMEK

Resim
Bugünlerde “onların doları varsa, bizim de Allah'ımız var” tartışmaları aldı, yürüdü. Bu argüman ve bu argümana karşı çıkışlar yeni değil. Osmanlı’nın sonunda da “Allah’ımız var bizim, tevekkül edelim” deniliyordu. O günlerde Mehmet Âkif (Ersoy) “’Kadermiş!’ Öyle mi? Hâşâ, bu söz değil doğru: / Belânı istedin, Allah da verdi... doğrusu bu.” diye başlıyor “Bütün o işleri rabbim görür; vazîfesidir... / Yükün hafifledi... Sen şimdi doğru kahveye gir!” diyordu. Sorunu “’Çalış!’ dedikçe şeriat, çalışmadın, durdun” diye tahlil ediyordu. (Şiirin tamamını aşağıya ekleyeceğim.) Aradan geçen bir yüzyıla rağmen millî düşüncemizde -görülüyor ki- değişen pek bir şey olmamış. Hâlâ yüz sene evvelki ile aynı muhasebeyi görüyoruz. Çalışmayıp, vazifemizi yapmayıp; “Hudâ'yı kendine kul yaptı, kendi oldu Hudâ” vaziyetinde Rabb’e politika buyuruyoruz. Böyle bir adetullah (Allah’ın adeti) var mı? Böyle bir adetullah olmadığının en büyük kanıtı Muhammed Peygamber Uhud savaşıdır. Cenab-ı Hakk ...

DOLAR ÜZERİNE

Resim
Türk milleti olarak olmayan rasyonalitemizi hepten kaybettik. Her zaman "bu milletin en büyük belası romantizm" diyorum. Bir kez daha bu bela karşımıza çıkmış vaziyette. Sosyal bilimlerle iyi kötü ilgilenen herkes bilir ki ekonominin tıpkı fizik gibi, kimya gibi bir takım kaideleri vardır. Belirli nedenler, belirli sonuçları doğurur. Bundandır ki ekonomi bir bilimdir. Her bilimde olduğu gibi ekonomide de nedenleri izleyerek sonuçlara ulaşılabilir, dahası nedenler tetkik edilerek sonuçlara tedbir alınabilir. Ekonominin abecesi nedir peki? Global piyasanın ilk amacı daima "kâr"dır. Kişiler, özellikle de tüzel kişiler, yatırımlarını kâr elde edecekleri, güvenli, istikrarlı ekonomilere yapmaya tercih ederler. Güven ve istikrarın da elbette bazı kriterleri vardır. Bunlar en başta -bugün bakanın da ifade ettiği üzere- Merkez Bankası'nın dolayısıyla da piyasaların bağımsızlığı, hukukun üstünlüğü, istikrarlı ve plana uygun ilerleyen malî politikalardır. Yabancı y...

SEMA YÖNEV'İ TANIYOR MUSUNUZ?

Resim
SEMA YÖNEV'İ TANIYOR MUSUNUZ? Keşke tanımasaydık... Daha doğru ifadeyle, keşke böyle tanımasaydık. Sema Yönev dün öğle saatlerinde Kalkınma'da trafik terörüne kurban verdiğimiz üniversite öğrencisi arkadaşımız. Kalkınma, özellikle de trafiği, Trabzon şehir yönetiminin sınıfta kaldığı mecralardan bir tanesidir. Trabzon'un bayır yerlerinden (gerçi devenin neresi doğru) bir tanesi Kalkınma yokuşu, zaten üç tane araba zor yan yana sığabiliyor. Bir şerit sürekli park hâlinde... Bazen iki şeritte de araba oluyor. Öyle sahnelere şahit oldum ki, güler misiniz, ağlar mısınız. Ben ağladım, o günden bugüne... Bir de işlek cadde. Farabî hastanesi orada, Kız KYK Yurdu orada. Otobüs, dolmuş dur-kalkları derken trafik sürekli tıkanıyor. Kontrolsüz sollamalar, sinirlenip gaza basmalar Kalkınma'nın olağanı... Acemî şoförler de ehliyet alınca soluğu hemen orada buluyor (belki bir şey düşer diye). Geliyorum diyen bir cinayetti bu. Hep arkadaşlarımı uyardım dikkatli olmaları hususunda...