Kayıtlar

ALLAH'I POLİTİKAYA İCBAR ETMEK

Resim
Bugünlerde “onların doları varsa, bizim de Allah'ımız var” tartışmaları aldı, yürüdü. Bu argüman ve bu argümana karşı çıkışlar yeni değil. Osmanlı’nın sonunda da “Allah’ımız var bizim, tevekkül edelim” deniliyordu. O günlerde Mehmet Âkif (Ersoy) “’Kadermiş!’ Öyle mi? Hâşâ, bu söz değil doğru: / Belânı istedin, Allah da verdi... doğrusu bu.” diye başlıyor “Bütün o işleri rabbim görür; vazîfesidir... / Yükün hafifledi... Sen şimdi doğru kahveye gir!” diyordu. Sorunu “’Çalış!’ dedikçe şeriat, çalışmadın, durdun” diye tahlil ediyordu. (Şiirin tamamını aşağıya ekleyeceğim.) Aradan geçen bir yüzyıla rağmen millî düşüncemizde -görülüyor ki- değişen pek bir şey olmamış. Hâlâ yüz sene evvelki ile aynı muhasebeyi görüyoruz. Çalışmayıp, vazifemizi yapmayıp; “Hudâ'yı kendine kul yaptı, kendi oldu Hudâ” vaziyetinde Rabb’e politika buyuruyoruz. Böyle bir adetullah (Allah’ın adeti) var mı? Böyle bir adetullah olmadığının en büyük kanıtı Muhammed Peygamber Uhud savaşıdır. Cenab-ı Hakk ...

DOLAR ÜZERİNE

Resim
Türk milleti olarak olmayan rasyonalitemizi hepten kaybettik. Her zaman "bu milletin en büyük belası romantizm" diyorum. Bir kez daha bu bela karşımıza çıkmış vaziyette. Sosyal bilimlerle iyi kötü ilgilenen herkes bilir ki ekonominin tıpkı fizik gibi, kimya gibi bir takım kaideleri vardır. Belirli nedenler, belirli sonuçları doğurur. Bundandır ki ekonomi bir bilimdir. Her bilimde olduğu gibi ekonomide de nedenleri izleyerek sonuçlara ulaşılabilir, dahası nedenler tetkik edilerek sonuçlara tedbir alınabilir. Ekonominin abecesi nedir peki? Global piyasanın ilk amacı daima "kâr"dır. Kişiler, özellikle de tüzel kişiler, yatırımlarını kâr elde edecekleri, güvenli, istikrarlı ekonomilere yapmaya tercih ederler. Güven ve istikrarın da elbette bazı kriterleri vardır. Bunlar en başta -bugün bakanın da ifade ettiği üzere- Merkez Bankası'nın dolayısıyla da piyasaların bağımsızlığı, hukukun üstünlüğü, istikrarlı ve plana uygun ilerleyen malî politikalardır. Yabancı y...

SEMA YÖNEV'İ TANIYOR MUSUNUZ?

Resim
SEMA YÖNEV'İ TANIYOR MUSUNUZ? Keşke tanımasaydık... Daha doğru ifadeyle, keşke böyle tanımasaydık. Sema Yönev dün öğle saatlerinde Kalkınma'da trafik terörüne kurban verdiğimiz üniversite öğrencisi arkadaşımız. Kalkınma, özellikle de trafiği, Trabzon şehir yönetiminin sınıfta kaldığı mecralardan bir tanesidir. Trabzon'un bayır yerlerinden (gerçi devenin neresi doğru) bir tanesi Kalkınma yokuşu, zaten üç tane araba zor yan yana sığabiliyor. Bir şerit sürekli park hâlinde... Bazen iki şeritte de araba oluyor. Öyle sahnelere şahit oldum ki, güler misiniz, ağlar mısınız. Ben ağladım, o günden bugüne... Bir de işlek cadde. Farabî hastanesi orada, Kız KYK Yurdu orada. Otobüs, dolmuş dur-kalkları derken trafik sürekli tıkanıyor. Kontrolsüz sollamalar, sinirlenip gaza basmalar Kalkınma'nın olağanı... Acemî şoförler de ehliyet alınca soluğu hemen orada buluyor (belki bir şey düşer diye). Geliyorum diyen bir cinayetti bu. Hep arkadaşlarımı uyardım dikkatli olmaları hususunda...

AVUKAT TABUSU

Resim
                Yaklaşık dört yıldır yaptığım felsefe okumalarım malumunuz. Bu okumalar Nietzsche’den sonra Varoluşçuluk’a doğru evrildi. Bu kapsamda şu an için uğrak durağım Sigmund Freud. Aslında doğrudan Freud okuma niyetim yoktu. Genel bir fikir edinebilecek kadar okuyup Jung üzerinden devam etme niyetindeydim. Fakat Freud’un kayda değer fikirleri olduğunu, doğru ifadeyle ondan istifade edebileceğimi görünce üzerinde daha çok durmaya karar verdim. Bu yazıyı Freudyen bir psikoloğun akademik değerlendirmeleri olarak okumayacaksınız elbette, ben daha da fazlasını, amatör bir psikoloji meraklısının yazısı olarak dahi okumamanızı rica ediyorum. Belki okuduğu bazı şeyler arasında alaka kurabilen bir okurun değerlendirmesi olarak okuyabilirsiniz, böylesi bizim için de müstahak olanıdır.                 Yazımızın konusunu Freud’un “Tabu...

696 SAYILI KHK İLE YAPILAN DÜZENLEMELERE DAİR BİRKAÇ ELEŞTİRİ

Resim
1.         1. Genel olarak Modern devlet yasama, yürütme ve yargı olmak üzere üç bağımsız erk üzerine inşa edilmiştir. Yasama erki devletin işleyişine dair mekanizmayı (yani kuralları) ortaya koyan, yürütme erki bu mekanizmaya (yani kurallara) göre devleti yöneten, yargı erki ise bu mekanizmanın (yani kuralların) dışına çıkılıp çıkılmadığının tayinine ve şayet çıkıldıysa kanunda yazan müeyyidelerin uygulanmasına karar veren erktir. Bu itibarla demokrasilerde yasama yetkisi halka aittir. Kanunları halk yapar. Böylece halkın özgürlüğüne yapılan kısıtlamalar olan kanunlar halk tarafından çıkartılarak meşruiyet bulur. Yürütmeden beklenense bu kanunlar doğrultusunda devlet işleyişini sağlamasıdır. OHÂL KHK’ları ismiyle müsemma olduğu üzere olağanüstü uygulamalardır. Olağanüstü uygulamalar istisnaîdir, istisnaî olan uygulamalardan beklenen istisnalar çerçevesinde gerekli tedbirlerin alınması, bu istisnaların dışına çıkılmamasıdır. Bu itibarla eskiler “sıfat-ı arızad...

TERÖRİSTLERİN HAKKINI SAVUNMAK!

Resim
Görsel: Pisagor'un "Adalet Kupası" imiş. Doğrudur, yanlıştır bilmem ama siz yine de mekanizmasına bir bakın. “Ne demek bu, ciddi misin?” Hem de sonuna kadar ciddiyim! Teröristin/suçlunun hakkını savunacağız. Bir kısmınızın şaşırdığını, bir kısmınızın da "terörist olacağın geleceğin belliydi" dediğini duyar gibiyim. :)  Teröristin/suçlunun hakkını savunacağız.  Bunu savunduğumuzu izah etmek durumunda kalmamız bile memleket için bir utanç vesilesi değil de ne? Hukuk kültürüne sahip olmayan bir millet değiliz. “Beraat-i zimmet asıldır” [1] diyeli 150 yıl oldu neredeyse. 150 yıldır bu adalet timsali hükmü biliyoruz. Fakat üzerinde durduğumuz “masumiyet karinesi” dediğimiz “suçluluğu ispatlanıncaya kadar herkes suçsuzdur” karinesi dahi değil, bizzat suçluluğu sabit olan faillerin hakkının savunulması gereğidir. Bu ifadeyi “haksızların hakkını savunmak” olarak değil, “X’lerin hakkını savunmak” olarak kuruyoruz. Bu X her ne ise, o X’in bazı hakları var ve ...

PASSENGERS FİLMİ VE İKİ AHLAKİ TARTIŞMA

Resim
                                                  Kendimi film tahlili yapacak yetkinliğe sahip görmüyorum. Fakat bununla birlikte fena sayılmayacak bir sinema izleyicisiyim. Hasbelkader karşıma çıkan filmlerde kendimce önemli gördüğüm noktalara tebarüz edebilir, bu noktalar üzerinden kendime sorun devşirerek müstefit olmaya çalışırım.                 Başrollerini Jennifer Lawrence ve Chris Pratt’in paylaştıkları “Passengers” filmini yakın zamanda izledim. Bu filmi dikkat çekici bulduğum iki konuya parmak basmak, filmi iki tartışmaya vesile kılmak için bir araç olarak kullanacağım. (“Spoiler” denilen olaya titizliği olanlar yazıya devam etmeyebilir. Fakat filme dair ipuçlarının bu filmin zevkin kaçırmayacağı kanaatindeyim. Filmin konusunu okuyan herkesin vakıf olduğu ipuçları y...