Kayıtlar

SEMA YÖNEV'İ TANIYOR MUSUNUZ?

Resim
SEMA YÖNEV'İ TANIYOR MUSUNUZ? Keşke tanımasaydık... Daha doğru ifadeyle, keşke böyle tanımasaydık. Sema Yönev dün öğle saatlerinde Kalkınma'da trafik terörüne kurban verdiğimiz üniversite öğrencisi arkadaşımız. Kalkınma, özellikle de trafiği, Trabzon şehir yönetiminin sınıfta kaldığı mecralardan bir tanesidir. Trabzon'un bayır yerlerinden (gerçi devenin neresi doğru) bir tanesi Kalkınma yokuşu, zaten üç tane araba zor yan yana sığabiliyor. Bir şerit sürekli park hâlinde... Bazen iki şeritte de araba oluyor. Öyle sahnelere şahit oldum ki, güler misiniz, ağlar mısınız. Ben ağladım, o günden bugüne... Bir de işlek cadde. Farabî hastanesi orada, Kız KYK Yurdu orada. Otobüs, dolmuş dur-kalkları derken trafik sürekli tıkanıyor. Kontrolsüz sollamalar, sinirlenip gaza basmalar Kalkınma'nın olağanı... Acemî şoförler de ehliyet alınca soluğu hemen orada buluyor (belki bir şey düşer diye). Geliyorum diyen bir cinayetti bu. Hep arkadaşlarımı uyardım dikkatli olmaları hususunda...

AVUKAT TABUSU

Resim
                Yaklaşık dört yıldır yaptığım felsefe okumalarım malumunuz. Bu okumalar Nietzsche’den sonra Varoluşçuluk’a doğru evrildi. Bu kapsamda şu an için uğrak durağım Sigmund Freud. Aslında doğrudan Freud okuma niyetim yoktu. Genel bir fikir edinebilecek kadar okuyup Jung üzerinden devam etme niyetindeydim. Fakat Freud’un kayda değer fikirleri olduğunu, doğru ifadeyle ondan istifade edebileceğimi görünce üzerinde daha çok durmaya karar verdim. Bu yazıyı Freudyen bir psikoloğun akademik değerlendirmeleri olarak okumayacaksınız elbette, ben daha da fazlasını, amatör bir psikoloji meraklısının yazısı olarak dahi okumamanızı rica ediyorum. Belki okuduğu bazı şeyler arasında alaka kurabilen bir okurun değerlendirmesi olarak okuyabilirsiniz, böylesi bizim için de müstahak olanıdır.                 Yazımızın konusunu Freud’un “Tabu...

696 SAYILI KHK İLE YAPILAN DÜZENLEMELERE DAİR BİRKAÇ ELEŞTİRİ

Resim
1.         1. Genel olarak Modern devlet yasama, yürütme ve yargı olmak üzere üç bağımsız erk üzerine inşa edilmiştir. Yasama erki devletin işleyişine dair mekanizmayı (yani kuralları) ortaya koyan, yürütme erki bu mekanizmaya (yani kurallara) göre devleti yöneten, yargı erki ise bu mekanizmanın (yani kuralların) dışına çıkılıp çıkılmadığının tayinine ve şayet çıkıldıysa kanunda yazan müeyyidelerin uygulanmasına karar veren erktir. Bu itibarla demokrasilerde yasama yetkisi halka aittir. Kanunları halk yapar. Böylece halkın özgürlüğüne yapılan kısıtlamalar olan kanunlar halk tarafından çıkartılarak meşruiyet bulur. Yürütmeden beklenense bu kanunlar doğrultusunda devlet işleyişini sağlamasıdır. OHÂL KHK’ları ismiyle müsemma olduğu üzere olağanüstü uygulamalardır. Olağanüstü uygulamalar istisnaîdir, istisnaî olan uygulamalardan beklenen istisnalar çerçevesinde gerekli tedbirlerin alınması, bu istisnaların dışına çıkılmamasıdır. Bu itibarla eskiler “sıfat-ı arızad...

TERÖRİSTLERİN HAKKINI SAVUNMAK!

Resim
Görsel: Pisagor'un "Adalet Kupası" imiş. Doğrudur, yanlıştır bilmem ama siz yine de mekanizmasına bir bakın. “Ne demek bu, ciddi misin?” Hem de sonuna kadar ciddiyim! Teröristin/suçlunun hakkını savunacağız. Bir kısmınızın şaşırdığını, bir kısmınızın da "terörist olacağın geleceğin belliydi" dediğini duyar gibiyim. :)  Teröristin/suçlunun hakkını savunacağız.  Bunu savunduğumuzu izah etmek durumunda kalmamız bile memleket için bir utanç vesilesi değil de ne? Hukuk kültürüne sahip olmayan bir millet değiliz. “Beraat-i zimmet asıldır” [1] diyeli 150 yıl oldu neredeyse. 150 yıldır bu adalet timsali hükmü biliyoruz. Fakat üzerinde durduğumuz “masumiyet karinesi” dediğimiz “suçluluğu ispatlanıncaya kadar herkes suçsuzdur” karinesi dahi değil, bizzat suçluluğu sabit olan faillerin hakkının savunulması gereğidir. Bu ifadeyi “haksızların hakkını savunmak” olarak değil, “X’lerin hakkını savunmak” olarak kuruyoruz. Bu X her ne ise, o X’in bazı hakları var ve ...

PASSENGERS FİLMİ VE İKİ AHLAKİ TARTIŞMA

Resim
                                                  Kendimi film tahlili yapacak yetkinliğe sahip görmüyorum. Fakat bununla birlikte fena sayılmayacak bir sinema izleyicisiyim. Hasbelkader karşıma çıkan filmlerde kendimce önemli gördüğüm noktalara tebarüz edebilir, bu noktalar üzerinden kendime sorun devşirerek müstefit olmaya çalışırım.                 Başrollerini Jennifer Lawrence ve Chris Pratt’in paylaştıkları “Passengers” filmini yakın zamanda izledim. Bu filmi dikkat çekici bulduğum iki konuya parmak basmak, filmi iki tartışmaya vesile kılmak için bir araç olarak kullanacağım. (“Spoiler” denilen olaya titizliği olanlar yazıya devam etmeyebilir. Fakat filme dair ipuçlarının bu filmin zevkin kaçırmayacağı kanaatindeyim. Filmin konusunu okuyan herkesin vakıf olduğu ipuçları y...

HUKUKUN TEMELİ OLARAK: AHLAK

Resim
“Hukuk nedir?” Bu sorunun bir ders esnasında cevaplanması iktiza ederse şöyle bir cevap verilebilir: “ Hukuk toplum hayatını adalet düşüncesine uygun olarak düzenleyen ve gerektiğinde devlet otoritesiyle hükmüne uyulması sağlanan kurallar bütünüdür.” [1] Hâlbuki felsefî bir tartışma zemininde bu tanım birçok açıdan muğlak durmaktadır. Sözgelimi “adalet düşüncesi” ve ona “uygun olmak” ne demektir? Devlet gerektiğinde otoritesiyle bu kuralları uyulmasını sağlama yetkisini nereden buluyor?                 Öyle zannediyorum ki, “Hukuk nedir?” sorusunun cevabına ancak Pascal’ın dikkat çektiği şu çelişkiyi çözerek ulaşabiliriz: “- Niçin beni öldürüyorsunuz?” “- Tabii! Siz nehrin öbür kıyısındaki topraklarda oturmuyor musunuz? Dostum, eğer siz de benim gibi bu kıyıda otursaydınız sizi böyle öldürmekliğim bir cinayet sayılacak, ben de bir kâtil olacaktım; fakat mademki siz öbür kıyıda oturuyorsunuz, yaptığım iş hak...