Kayıtlar

TABU, PALU VE TOPLUM

Resim
            Yakın zamanda Türkiye’nin gündemini meşgul eden bir hadiseye şahit olduk. “Palu” soyismine sahip ailenin yaşadıkları Türk toplumu tarafından merakla takip edildi. Bu takibatın arkasındaki dürtü nedir? Böylesine şüyuu vukuundan beter hadislerin toplum huzurunda tartışılması neden toplumun ilgisini bu kadar çekmektedir?   Bu nevi sorular aklımı kurcaladı. Ben de düşündüklerimi, birbiri arasında bağlantı kurabildiklerimi bu başlık altında toplayarak görünür hâle getirmeyi hedefliyorum.             Palu ailesini Türkiye “Müge Anlı ile Tatlı Sert” isimli programda tanıdı [1] . Palu ailesinin yaşadıkları bu yazının kapsamında değildir. Programları izleme fırsatı bulamayan bir kişi olarak ayrıntılarına vakıf da değilim zaten. Ancak dışarıdan takip edebildiğim kadarıyla TCK 81 (kasten öldürme), TCK 86 (kasten yaralama), TCK 96 (eziyet), TCK 102 (cinsel saldırı), T...

HÂKİM SAVCILIK SINAVI VE TAVRIM ÜZERİNE

Resim
Yarın Adlî Yargı Hâkim-Savcılık Sınavı var. Sosyal medyadan takip edebildiğim kadarıyla ben ve benim gibi birkaç arkadaşın dışında genç hukukçular sınav yapılacak şehirlere akın etmiş vaziyetteler. Öncelikle tüm arkadaşlarıma yarın girecekleri sınavda başarılar dilerim. Umarım herkes gönlüne ve ruhuna uygun bir netice elde eder. Bununla birlikte bana çokça sorulduğu için bir izahat yapma ihtiyacı hissettim. "Neden hâkim-savcılık düşünmüyorsun, sınavına girmiyorsun" diye çokça soruluyor. Soranlar sağ olsunlar, yakıştırıyorlar demek ki, fakat ben karakterime uygun göremiyorum. Liseyi bitirip fakülteyi kazandığımda "savcı olacağım" diyordum. Fakat fakülteye girip de daha ilk derste kürsüyü, kürsüdeki tavırları görünce "yok, ben akademi için yaratılmışım" dedim. Ne için yaratıldığımı Allah bilir de, kendimi tanıdığım kadarıyla karakterime en uygun olanın bu olduğuna kanaat getirdim. Çevremdeki birçok dostumdan, büyüklerimden ve hocalarımdan da bu...

MİLLİYETÇİ GENÇLER POZİTİF BİLİMLERE YÖNELMELİ

Resim
Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan: 'Ahtapot' siber saldırıyı engelledi, gerçekleşecek bir NATO tatbikatına dahil edildi ( https://tr.sputniknews.com/turkiye/201812261036814345-erdogan-tubitak-tuba-odul-toreni-bilim /) + Bu memleketin kafası zehir gibi çalışan vatanperver, bir şeyler üretebilecek gençleri duygusal sebeplerle ya Edebiyat, ya da Tarih okumaya yöneliyorlar. Bunu çok görmemek lâzım, bu çocuklar henüz lise çağında birçok tarih/edebiyat lisans mezununa taş çıkartacak kadar bu alanlarda kendilerini geliştirebiliyorlar, sanıyorum her Türk milliyetçisi gencin tabii bir yatkınlığı da var bu alanlara. Okumaya biraz daha az önem vereni ise asker ya da polis oluyor.   Fakat bu kanaatimce sorunlu bir durumdur. Her şeyden önce bu durum Türk milliyetçiliğinin gündemini kısırlaştırıyor. Bugün görüldüğü üzere Türk milliyetçiliğinin gündemi "İttihatçılık"a sıkışıp kalmış vaziyettedir. Her toplantıda söz dönüp dolaşıp İttihat'a gelmektedir. Üstelik ya...

MUSTAFA ÖZTÜRK'E İNFAZ ÇAĞRISI

Resim
  'İlahiyatçıların WhatsApp grubunda Prof. Öztürk için infaz çağrısı yapıldı'  ( https://tr.sputniknews.com/turkiye/201812271036827740-ilahiyatcilarin-whatsapp-grubunda-prof-mustafa-ozturk-icin-infaz-cagrisi/ ) + Dün gazeteci İsmail Saymaz Twitter’da böyle bir durum açıkladı. Ben ilke olarak gizli tanık beyanlarına, kaynağı açıklanmayan haberlere pek inanmama eğilimindeyim. Üstelik sahte ve manipüle edici haberlerin ne kadar rahat yayılabildiğine çok defa şahit oldum. Bu sebeple bu haberin de bir manipülasyon ürünü olabileceği ihtimalini kayıt düşmek gerektiğine inanıyorum. Bununla birlikte bu haber gerçek olsa da, olmasa da Türkiye’de had safhada bir linç kültürü gelişmiş vaziyettedir. En son Sayın Cumhurbaşkanı’nın Fatih Portakal’a “mandalina mıdır, narenciye midir” diye çıkışının ardından “Osmanlı Ocakları” adında bir grup Fox TV’nin önünde yüzde 52’nin diş bilediklerini söyleyerek Portakal’ı protesto etmişti (https://tr.sputniknews.com/turkiye/201812261036808441-osmanli-oc...

PARADİGMAYI TARTIŞ(MA)MAK YA DA HUKUKTA ADALET KAVRAMINA BİR BAKIŞ

Resim
Paradigmayı Tartış(ma)mak ya da Hukukta Adalet Kavramına Bir Bakış Pirali Çağrı ŞENSOY Adliyeler çoğunlukla mutsuz insanların çözüm aradıkları, bulunacak çözümden tatmin olamadıkları, soğuk, korkutucu, sevilmeyen binalardır. Bu binaların içerisinde amansız bir tiyatro oynanmaktadır. Gerçi bu tiyatro adliyelere özgü değildir, toplumun olduğu yerde kaçınılmaz bir oyun vardır. Her toplumsal model, imaj; aynı zamanda bir tiyatro tiplemesidir. Kişilerden bu tiplemeye uygun davranmaları beklenir. Bütün bu oyun, yahut tiyatro, bir kavram etrafında döner: “Adalet”. Bütün bu hengâme, satranç, tiyatro “adalet” kavramı etrafında dönmektedir ancak oyuncular bu kavram üzerine pek düşünme fırsatı bulamamaktadır. Tiyatro sahnesinde ezberini unutmamak için kendi rollerine odaklanan, bu sebeple de oyunun manasını kaçıran oyunculara kızılabilir mi? Şayet oynadıkları oyun insanların hayatlarına tesir ediyorsa, evet kızılabilir. “ Hukukçular hâlâ hukukun tanımını aramaktadır ” [1] diyen Immanu...

İYİ/KÖTÜ VE DOĞRU/YANLIŞ KAVRAMLARININ KULLANIMI ÜZERİNE BİR NOT

Resim
1- Dün akademik, üstelik felsefî kavramların tartışıldığı, bir toplantıda şöyle bir söz söylendi: “İyi bazen doğru değildir, hatta çoğu zaman doğru değildir”. Böyle cümleler tabiatı itibariyle insanı bir anda çarpıyorlar ve “vaay, gerçekten öyle, hakikaten!” dedirtiyorlar. Ancak felsefî bir süzgeçten geçirince… bu söz ne demek istiyor? Bir anlamı var mı? Bakalım: 2- Doğru ve yanlış epistemolojinin yani bilgi felsefesinin kavramlarıdır. Ben doğru kelimesini “gerçeğe uygun olan” anlamında kullanıyorum. Ortada bir gerçek vardır; bu gerçek hakikat dediğimiz gerçeğin gerçeği de olabilir, bir fizik gerçek ya da gündelik hayatın gerçeği de olabilir. İfade edilen önerme bir iddia sunar. Bu iddia gerçeklikle uyumluysa “doğru”, uyumsuzsa “yanlış” olarak nitelendirilir. Dolayısıyla bir önermenin doğru mu, yoksa yanlış mı olduğu gerçeğe gidilip -şayet yapılabiliyorsa- test edilerek belirlenir. Söz gelimi “dışarıda yağmur yağıyor” cümlesi bir önermedir ve doğru veya yanlış olabilir. Anc...