Kayıtlar

FERT-CEMAAT ÜZERİNE DÜŞÜNCELER

Resim
  Twitter'da kısa bir videoya denk geldim. Teferruatı önemli değil. Bir oyuncu hanımefendi yıllar önce ülke çapında sansasyon yaratmış bir cinayet katilinin kardeşiyle birlikte fotoğraf paylaşmış, sosyal linçe maruz kalmış. Benim arkadaşım değildi, bilmiyordum diye kendini savunma derdinde. Bu video beni uzun zamandır üzerine düşündüğüm pek bir sonuca da ulaşamadığım bir konuda düşüncelerimi somutlaştırmak adına bu yazıyı yazmaya sevk etti. Konu fert-cemaat çatışması. Bu konu felsefenin ve özellikle de siyaset felsefesinin tartıştığı temel konulardan birisidir. İnsan tabiatı fert hâlinde yaşamaya uygun mudur yoksa insan dediğimiz varlık herhâlde bir cemaat içinde mi insan olmak sıfatına layık olur. Tartışmanın mazisini Aristoteles'in "insan içtimaî hayvandır" tanımına kadar getirmek mümkün. Aynı zamanda bugün liberalizm ve komüniteryenizmin temel çatışması da bu iki kavram etrafında şekillenmektedir. Liberaller aslolanın fert yahut birey olduğunda ısrarcıdır. Bu f...

SİNAN OĞAN VE TÜRKÇÜ UFUK

Resim
(BAŞLAMADAN ÖNCE: YAZAR, SİNAN OĞAN'A YÜKLEDİĞİ BU ANLAMDAN DOLAYI SONRADAN PİŞMANLIK DUYDUĞUNU HEMEN YAZININ BAŞINDA İFADE ETMEK İSTİYOR. 02.10.2023. Pirali.)   Sinan Oğan'ın bir Youtube kanalında katıldığı programı henüz izleyebildim. Programı izlemeden önce muhalefetin aday belirleme sürecinde yaşanan olayları ve birtakım politikalarını protesto etmek için ilk turda Sinan Oğan'a protesto oyu vermeyi düşünüyordum. Ancak Sinan Oğan'ı izledikten sonra fikrim değişti, artık Sinan Oğan'a Sinan Oğan olduğu için oy vermeyi düşünüyorum. Bir Türk milliyetçisi/Türkçü olarak Türkiye'nin aydınlık geleceğinin Türk milliyetçiliğinde/Türkçülükte olduğuna dair bir inanç taşıyorum (Yeri gelmişken, bu yazıda Türk milliyetçiliği ile Türkçülüğü eş anlamlı olarak kullandığımı belirtirim). Türkiye'de Yusuf Akçura'nın tespitiyle üç siyaset yapma tarzı vardır. Bunlar Batıcılık, İslamcılık ve Türkçülüktür (Belki bunlara azınlıkçıları da bir dördüncü olarak ekleyebiliriz). B...

6’LI MASANIN KAÇINILMAZ SONU

Resim
  GİRİŞ Usûl esasa mukaddemdir. Yanlış bir usûl (yöntem/metot) kullanılarak doğru bir sonuca varmayı beklememek gerekir. Zira usûl aynı zamanda esasın amillerinden bir tanesidir. Kendisine mahsus bir aletle kesilmesi gereken bir mücevheri çekiçle kesmeye çalışmak mücevherin kırılmasına ve zayiatına sebebiyet verir. Yine bilindik bir örnekle birlikte düğmeleri yanlış iliklenmeye başlandığında, yani gömlek ilikleme işine yanlış bir usûlle girişildiğinde neticede doğru bir sonucun ortaya çıkmasını beklemek mümkün değildir. Dün Meral Akşener'in açıklamalarıyla birlikte kamuoyunda "6'lı Masa" olarak bilinen Cumhuriyet Halk Partisi, İyi Parti, Saadet Partisi, Demokrasi ve Atılım (DEVA) Partisi, Gelecek Partisi ve Demokrat Parti'den oluşan yapının dağıldığını öğrendik. Siyaset arenası savaş alanına döndü ve herkes birbirini suçlamaya başladı. Ancak yanlış bir usûlle yola çıkan bu hareketin bugünlerini görmek değil, başarısını görmek şaşırtıcı olurdu. Bu yazıda bugüne...

DEPREMDE POLİTİKA YAPILIR MI?

Resim
Politika "polis" (πόλις) kelimesinden geliyor. Polis eski Yunan şehir devletlerinin özel adı. Politika "şehirle/devletle ilgili olan", "polisi/devleti yönetme sanatı" gibi anlamlara geliyor. İnsan hayatını kural olarak özel alan ve kamusal alan olarak ayırmak mümkün. Kamusal alanda cereyan eden tüm hadiseler polisi ilgilendirir dolayısıyla da politiktir. O hâlde politika bizzat deprem için yapılır zaten. Hem politika deprem için yapılmaz da ne için yapılır? Bir yapının inşası için devletin çeşitli makamlarının izni gerekiyor. İnşaat faaliyetinin denetlenmesi gerekiyor. İnsanlar sosyo-ekonomik sebeplerle bu evleri tercih ediyor (öyle ya kim boğaza nazır müstakil evde yaşamak istemez?). Buraya kadar her şey politik. Nihayetinde yağmur yağması, güneş açması kadar doğal, herhangi bir hastalıktan vefat etmek kadar üzücü ama sıradan deprem dediğimiz bir doğal hadise gerçekleşiyor ve yapının usulüne uygun inşa edilmediği meydana çıkıyor. Sonra yine politik şeyl...

HEKİM HAREKETİ VE “MÜJDELER” ÜZERİNE DEĞERLENDİRME

Resim
  Anayasamızın 2'nci maddesi cumhuriyetin niteliklerini sıralarken demokratik bir yönetime sahip olduğumuzu söylüyor. Bir demokrasi olmak ne demektir? Demokratik bir pratik nasıl gelişir? Bizde demokrasi beş yılda bir yapılan seçimle -yeni sistemle birlikte- yönetici kişinin seçildiği bir yönetim sistemi olarak gözüküyor. Bu algılayış sebebiyle halkın tamamının tek bir şahısta tezahürü olan yönetici kendisini hukuk veya yargı ile bağlı olmak mesuliyeti altında hissetmiyor, zira demokraside halk sınırlandırılamaz. Hâlbuki demokrasi, yönetimin demosa (halka) ait olduğu bir yönetim sistemidir. Bu yönüyle demokrasi teokrasiden (Tanrı yönetimi), oligarşiden (grup yönetimi), aristokrasi (soylular yönetimi) gibi sistemlerden ayrılır. Demokrasilerde yönetimin kaynağı halktır ve halk yönetim gücünü daima aktif olarak kullanır. Yasama halk adına, yürütme halk adına, yargı halk adına yapılır, bu sebepledir ki mahkeme kararları "Yüce Türk milleti adına" ibaresiyle birlikte başlar...

"YANLIŞLIKLA" AŞILAMA

Resim
  Bugün Twitter'da bir doktorun canlı yayındaki konuşmasını dehşetle dinledim. NTV televizyonunda yapılan bir röportajda Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi bir Profesör tarafından " çocuklara kızamık ve hepatit aşısı yerine yanlışlıkla Covid aşısı yapıldığı ve bu aşının olumlu sonuçlar yarattığı, elde edilen verilerin yakında bilimsel yayın hâline getirileceği " ifade edildi. Her şeyden önce her aşılama -çoğu tıbbî müdahale gibi- tabiatı itibariyle kasten yaralama suçunun tipikliğini oluşturur. Kanunî tanımına göre bir başkasının vücuduna kasten acı veren kişi kasten yaralama suçunu işlemektedir. Ancak bir suçun tipikliğinin meydana gelmesi o eylemin hukuka aykırı olduğunu garantilemez. Böyle bir durumun gerçekleşmesi yani tipik eylemin hukuka uygun olması hâlinde artık eylem cezalandırılmaz. Çünkü fiil hukuka uygundur ve hukuka uygun olan bir eylem kınanmayı hak etmez. Çoğu tıbbî müdahale için de benzer bir durum söz konusudur. Tıbbî müdahalenin genişçe bir...

VÜCUT DOKUNULMAZLIĞI HAKKI SINIRSIZ MIDIR

Resim
Yaşamakta olduğumuz pandemi öncelikle tıp ve biyoloji biliminin sahasına giren bir sorundur. Bununla birlikte medenî dünyada ve kurmuş olduğumuz düzende herhangi bir sorunun hukuktan bağımsız ele alınması da güçtür. Gerçekten de yakın dönemde pandemi bağlamında aşı zorunluluğu, test zorunluluğu, çeşitli kısıtlamalar gibi hukuk alanında değerlendirilebilecek konular çokça gündemimize gelmektedir. Daha önce de yazılarımızda ifade ettiğimiz üzere bir görüş toplum sağlığı açısından olağanüstü bir süreç yaşadığımızı, dolayısıyla şahsî hakların toplum sağlığı amacıyla sınırlandırılabileceğini savunurken diğer bir kısım görüşse böyle bir sınırlandırmayı kabul etmemektedir. Bu ikinci görüşe göre insan temel hak ve hürriyetleri, söz gelimi aşı bakımından vücut dokunulmazlığı hakkı, kişinin mahrem ve üzerinde tek başına söz sahibi olduğu bir tasarruf alanıdır. Bu alanda devletin herhangi bir gerekçeyle müdahale yetkisi olamaz. Bu iddia doğru mudur? Gerçekten iddia edildiği gibi vücut ve daha gen...